29 Aralık 2009 Salı

Kazadan dram çıktı


Tekirdağ’da öğretmen servis minibüsüyle otomobilin çarpıştığı kazada ölen Belgin Namlı’nın cenazesi Edirne’nin Keşan ilçesinde toprağa verildi. Kazada kızı da ağır yaralanan Belgin Namlı’nın eşinin de aynı yerde 10 yıl önce geçirdiği Trafik kazasında yaşamını yitirdiği öğrenildi.
Tekirdağ-Malkara yolunun 25. kilometresinde önceki gün meydana gelen kazada ikisi öğrenci, 16’sı öğretmen toplam 20 kişinin yaralandı. Bir akaryakıt istasyonunun kamerası tarafından görüntülenen kaza yaşamını yitiren Belgin Namlı (46) için dün cenaze töreni düzenlendi.
Bu arada, Belgin Namlı’nın eşi Mustafa Namlı’nın da 1999 yılında Tekirdağ - Malkara yolunda kazanın yaşandığı bölgede geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdiği öğrenildi.

Öğretmenliğe yeni atanmıştı
Kazada annesini kaybeden Selvin Namlı yoğun bakım ünitesine alındı. Hastanede Selvin Namlı’nın iyileşmesi için bekleyen yakınları, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ingilizce öğretmenliği bölümünden geçen yıl mezun olan Namlı’nın yeni yılda Çanakkale’de bir lisede öğretmenliğe başlayacağını söyledi.
Yakınları, şöyle konuştu: “Namlı, 10 yıl önce de aynı mevkideki kazada babası Mustafa Namlı’yı kaybetmişti. Bu acı dayanılacak gibi değil. Onlar için çok üzülüyoruz.”

Kazadan dram çıktı

Okulda yangın korkuttu: 7 yaralı


Okulun Eğitim için oluşturulan mutfak bölümünde dün tüp gaz bağlantısından sızan gazın alev alması sonucu patlama meydana geldi. Üçü öğrenci yedi kişinin hafif yaralandığı patlama nedeniyle öğrenciler büyük panik yaşadı. Patlamanın ardından tüm öğrenci ve öğretmenler bahçeye toplandı. İkinci patlamanın olabileceği düşünülünce bahçedeki öğrenciler evlerine gönderildi. Bu sırada eşyaları ve çantaları okulda kalan öğrenciler, gitmek istemeyince panik büyüdü. Okulun öğretmenleri öğrencileri evlerine gönderirken olay yerine gelen itfaiye patlama sonrası çıkan yangını söndürdü.
Okulda yangın korkuttu: 7 yaralı

Trafik cinneti


Mahmutbey Viyadüğü üzerinde meydana gelen iki TIR, bir kamyon ve iki otomobilin karıştığı zincirleme kaza, TEM otoyolunu savaş alanına çevirdi.
Kamyonda sıkışan iki kişinin kurtarılması için uğraş verilirken, kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Sürücüler direksiyon başında saatlerce bekledi. Benzini biten bazı araçların yolda kaldığı otoyolda araç trafiği daha da yoğunlaştı.

Kazada iki kişi yaralandı
Dün saat 15.30 sıraları TEM Otoyolu Mahmutbey Viyadüğü üzerinde Edirne istikametine ilerleyen bir ticari aracın ani şerit değiştirmesi sonucu zincirleme kaza meydana geldi.
Kaza sırasında 2 TIR, bir kamyon ve iki de Otomobil birbirine girdi. TIR’a arka tarafından çarparak hurdaya dönen kamyonda sıkışan iki kişiyi kurtarmak için ekipler uzun süre uğraştı. Yaralılar hastaneye kaldırıldı.

Saatlerce süren çile
TEM’i savaş alanına çeviren kaza nedeniyle Trafik kilitlendi. Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Benzini biten çok sayıda araç yolda kaldı. Trafik, kazaya karışan araçların kaldırılmasının ardından saatler sonra normale döndü.

Trafik cinneti

Lastik ile solucanı ayırt edemeyen leylekler aç kaldı


Alsace’ın güneyindeki Dannemarie’nin belediye başkanı Paul Mumbach, eylülde elektrik direklerinin altında lastik yığınları fark ettiklerini, önce buna anlam veremediklerini belirtti.
Son aylarda direklerin altından kilolarca lastik toplandığını anlatan Mumbach, leyleklerin lastikleri yedikten sonra kusuyor olabileceğini söyledi.
Vahşi Hayatı Koruma Derneği’nin Başkanı Gerard Wey de Mumbach’a destek vererek, "Bu en makul ve mantıklı açıklama...Hiçbir şey solucana lastikten daha çok benzeyemez" dedi.
Leyleklerin bu alışkanlığı yaklaşık 10 yıldır çok sık gittikleri İspanya’da kazanmış olabileceğini belirten Wey, İspanya’da bu hayvanların yiyeceklerini açık hava çöplüklerinde aradığını, benzer çöplüklerin Dannemarie yakınında da bulunduğunu söyledi.
"Leyleklerin midesini lastikle doldurmasına" yaklaşık iki yıldır Alsace’ın yanı sıra Fransa’nın başka bölgelerinde de rastlanıyor.
Kısa zaman önce yapılan otopsiler, leyleklerin midesinde lastiğin yanı sıra emzik, ip gibi maddelerin de bulunduğunu gösterdi.
Yetkililer, leyleklerin sorunlarının çözümü için çöplük sorununun daha ciddi ele alınması gerektiğini ifade ediyor.

Lastik ile solucanı ayırt edemeyen leylekler aç kaldı

İlk tüp bebek 22 yaşında


TÜRKİYE'nin ilk tüp bebeği olan Dilek Katrancı, bugün 22 yaşına girdi. Birsen- Türker Katrancı çiftinin 22 Aralık 1988 yılında tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen kızları Dilek Katrancı, doğum gününü babasıyla birlikte işletmesini yaptığı ve kendi adını taşıyan Bayramyeri Karakurt İş Merkezi'ndeki Dilek Çeyiz'de kutladı.
Türkiye'nin ilk tüp bebeği olması nedeniyle tüm ülkenin merakla doğumunu beklediği Dilek Katrancı, “Mutluyum, iyi ki doğmuşum” dedi. Açıköğretim Fakültesi işletme Bölümü 2'nci sınıf öğrencisi olan Dilek, “Türkiye'nin ilk tüp bebeğiyim. Bütün ülke günlerce benim doğumumu beklemiş. Ben doğduktan sonra yüzlerce aileye umut oldum. Daha sonra çok sayıda tüp bebek dünyaya geldi. Artık büyüdüm. Babamla birlikte benim ismimi taşıyan iş yerinde çalışıp ekmeğimi kazanıyorum” diye konuştu.
Dilek'in annesi Birsen Katrancı da “Dilek doğduğu zaman evimizden hiç ziyaretçi eksik olmuyordu. Herkes tüp bebeği ziyaret ediyordu. Yıllarca çocuğum olmadı. Almanya'daki bir klinikte tüp bebek yöntemiyle hamile kaldım ve Dilek'i dünyaya getirdim. O güne kadar hiçbir Türk tüp bebek yöntemini denememişti. Kızım, Türkiye'nin ilk tüp bebeği. Onunla gurur duyuyorum” dedi.

İlk tüp bebek 22 yaşında

Sapık tuzağa düştü


11 yaşında kızları olan anne-baba, çocuklarını taciz etmeyi planlayan sapığı internet üzerinden yakaladılar.
Kızlarının Facebook hesabını alan ve sanal dünyada kızlarıymış gibi davranan çift, sapık Thomas Gibbs'i kandırıp, tuzağa düşürdüler.
Yakalanan 52 yaşındaki sapık, 16 aylık cezasını çekmek üzere bugün hapse gönderildi.
Çiftin anlattıklarına göre, kızlarının internet üzerinden tanıştığı başka bir adamla yaptığı konuşmalar, onları endişelendirince, internete kızlarıymış gibi girip, konuşmayı yaptıkları kişinin gizli amaçlarını farketmişler.
Sapık Gibbs, 'küçük kıza' buluşmayı önerince, aile bunu kabul etmiş.
Sapığın kızlarının profil fotoğrafına "Senden gerçekten hoşlandım" ve "Seninle buluşmak istiyorum" notlarını yazdığını gören aile, sapıkla buluşmayı kabul edip, iki farklı kez randevu verdi.
İlk buluşmada, buluşma yerine kadar giden küçük kızın annesi ve diğer akrabaları sadece sapığı tespit etmekle yetinip, ikinci buluşmalarında tutuklattılar.
Gibbs'in 16 yıl hapis cezası almasının ardından açıklama yapan kızın annesi, "Bu olay sayesinde, ailelerin çocuklarının internet üzerindeki hareketlerini takip etmeleri gerektiğini bir kez daha öğrenmiş olduk" dedi.

Sapık tuzağa düştü

Nerene girdi o minare?


İsviçre’de yapılan ve İslam dünyasında büyük tepki çeken minare referandumu ile ülkede minarelere getirilen yasak tartışılmaya devam ediyor. Cübbeli Ahmet Hoca da yakın dönemdeki bir vaazında konuya değinmiş ve bakın İsviçre'ye neler söylemiş neler...
'Nerene girdi o minare?'

Aşkını reddedince öldürdü


Virgina'da Eğitim gören Haiyang Zhu, yeni tanıştığı doktora öğrencisi Xin Yang'a aşkını açıkladı.
Ancak Yang, kendisine zaten bir erkek arkadaşı olduğunu ve evlenmeyi düşündüğünü söyleyince çılgına dönen Zhu, ertesi gün bir kasap bıçağı ve çekiç alarak vahşi planını uygulamaya başladı.
Yang'ı gün boyu defalarca arayıp ulaşamayınca, Okul kampüsüne giden Zhu, burada genç kadını öldürüp, kafasını kesti.
Tutuklanarak hapse atılan Zhu, yazdığı mektupta Yang'ın kendisini onu öldürmeye mecbur bıraktığını, çünkü "onu çok sevdiğini" söyledi.
Vahşi cinayeti itiraf eden Zhu, suçu kabul ettiği için ölüm cezası almayacak.

Aşkını reddedince öldürdü

Avcı av oldu


milliyet.com.tr
Yunanistan'ın Nemea kasabasında ava çıkan 48 yaşındaki Christos Constantinou, kendisi gibi avlanmaya çıkan diğer avcılarca hayvan zannedilip vurularak öldürüldü.
Yunanistanlı avcının bir hayvan postu giydiği ve diğer gruptaki avcıların da bu yüzden kendisine ateş açtığı öğrenildi.
Constantinou ormanın derinliklerinde ilerlerken, diğer grupla yolları kesişti ve diğer avcıların kendisini farkedip ateş açmasıyla hayatını kaybetti.
Constantinou, ormandaki hayvanlara daha rahat yaklaşabilmek için bir keçi postu giymişti.
Nemea kasabasında yürütülen soruşturmada, 25 ve 28 yaşlarında iki avcı gözaltına alınırken, diğer şüpheliler aranıyor.
Constantinou hastaneye kaldırıldı, ancak hastaneye geldiğinde öldüğü açıklandı.

Avcı av oldu

25 Aralık 2009 Cuma

YILBAŞINA ÖZEL

Yılbası alısverisi sırları



Yılbaşına sayılı günler kala sevdiklerinize ne alacağınıza karar veremediyseniz önereceğimiz ipuçlarını takip edin. Bütçenizi sarsmadan, hediyenizle sevdiklerinizimutlu edin



Yılbaşı alışverişleri eğlenceli olduğu kadar



streslidir. Herkes yılbaşı gecesi için sevdiklerine hediyeler almak ister ancak her yıl yaşadığımız kararsızlıklar ve bütçe sorunları hediye alışverişini içinden çıkılmaz hale getirir. Kime ne alacağım sıkıntısı yaşarken bütçeyi sarsmadan hareket etmek gerekir. Hediye için kenara bir miktar para ayırın. Aşırıya kaçmamak için harcayacağınız parayı bir kenara not edin ve asla o miktarı aşmayın. Yılbaşı yaklaşırken çoğu mağazalar indirime girer bu yüzden indirim zamanını bekleyin. Sevdiğiniz markaların indirim günlerini takip edin ve hediyelerinizi indirimden alın. İndirimve yılbaşı alışverişi derken kalabalıklaşan mağazalarda dolaşmak sıkıcı olabilir bu yüzden mağazaların internet sitesinden en son indirim avantajlarını takip edebilir,markalar arasında fiyat karşılaştırmaları yapabilirsiniz. Unutmayın alışverişe çıkmadan araştırmalarınızı yaparsanız



zaman kazanmış olursunuz.


YILBAŞINA ÖZEL

24 Aralık 2009 Perşembe

Münevver filmi iptal oldu


İSTANBUL´da işlenen ``Münevver Karabulut'' cinayetini konu alan Sinema filmi projesi iptal oldu. Yapımcı Melih Göğebakan, cinayetin tarafları Karabulut ve Garipoğlu ailelerinin tutumları nedeniyle projenin iptal edildiğini söyledi. Göğebakan, Karabulut ailesinin kızları üzerinden para kazanma peşinde olduğunu ve Garipoğlu ailesinin ise filmin yapımını engellemek için kendisini tehdit ettiğini öne sürerek her iki aileyi sert sözlerle suçladı.

İstanbul Etiler´de 3 Mart 2009 akşamı bir çöp konteynırında cesedi parçalanmış olarak bulunan Münevver Karabulut ve zanlı Cem Garipoğlu´nun yaşantısını konu alacak filmin yapımcısı Melih Göğebakan, çeşitli organizasyonlar için geldiği Bodrum´da DHA´ya açıklamalarda bulundu. Film projesinin iptal edildiğini açıklayan Göğebakan, gençlerin ekstrem duygulara varış hikayesinin anlatılacağı filmin 2010 şubat ayında vizyona girmesinin planlandığını ve çok sayıda sanatçı ile anlaşmaya varıldığını söyledi. Buna karşın hazırlıklar sırasında hem Karabulut hem de Garipoğlu ailelerinden farklı tavırlarla karşılaştığını kaydeden Göğebakan, her iki aileyi de sert sözlerle suçladı.

``KARABULUT AİLESİNİN PARA HIRSI'' Münevver´in annesi Nagihan ve babası Süreyya Karabulut´un para kazanma hırslarının projenin iptal edilmesindeki en önemli etken olduğunu öne süren Göğebakan, ``Bundan yaklaşık 6-7 ay önce Karabulut isimli sinema filmi projesini geliştirme düşüncesini Süreyya Karabulut'a aktardım ve olumlu yanıt aldım. Projenin başında Münevver Karabulut adına Okul yaptırmayı düşünüyorduk. Daha sonra Nagihan ve Süreyya Karabulut'un isteği üzerine bundan vazgeçildi. Amacımız toplumsal bir olayı gündeme getirmek bu acıların bir daha yaşanmaması için azami tedbirlerin alınmasını sağlamaktı. Süreyya Karabulut ile sözlü anlaşmamızın ardından bana avukatının hazırladığı bir sözleşmeyi imzalamam için gönderdi. Baba Karabulut gönderdiği sözleşmeye göre telif haklarının yüzde 70'ni istiyordu. Avukatımla, telif hakları devirleriyle ilgili sözleşmeyi incelediğimizde filmin yayınlanma, çoğaltma, işletme, kanal satışları ve temsil haklarından yüzde 70'nin istendiğini gördük. Süreyya Karabulut ve eşi Nagihan hanım ile yedi kez büromuzda yüz yüze görüştüğümüzde bana, ´siz bu işi bedavaya yapmıyorsunuz, para kazanacaksınız, ben hesapladım yaklaşık 6 milyon dolar buradan para kazanacaksınız, bu nedenle film başlamadan Proje aşamasında 400 bin lira isterim. Sonuçta bizim kızımız öldü ciğerimiz yanıyor ama yapacağımız sözleşme ile iki tarafın da çıkarlarını garantiye alalım´ dedi. Biz yüzde 70´lik bir payı ve film çekimlerinin öncesinde 400 bin lirayı kendisine veremeyeceğimizi ve bu sözleşmeyi imzalayamayacağımızı söyleyerek projeden bu hafta içerisinde verdiğimiz karar ile vazgeçtik'' dedi.

GARİPOĞLU AİLESİNDEN TEHDİT Film projesinin iptalinde diğer etkenin ise Garipoğlu ailesi olduğunu savunan Göğebakan, aileden hazırlık aşamasında sık sık tehdit aldıklarını öne sürdü. Göğebakan, ``Garipoğlu'nun adamları tarafından stüdyom basıldı, filmin yapılmaması yönünde bana o güne kadar yaptığım masraflar karşısında 120 bin lira teklif ettiler. Ben filmi yapacağımı söyledim. Daha sonra açtıkları internet siteleri ile benim dolandırıcı olduğumu beyan eden yayınlar yapmaya başladılar. Tehdit başta olmak üzere ve diğer konularda Garipoğlu ailesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum. Ben organizatörüm, yayıncıyım, menajerim ve hayatımın ilk filmini çekecektim. Gerek tehditler ve gerekse de Karabulut ailesinin tutarsız davranışları sonucu bu projeden yani Karabulut filmini çekmekten vazgeçtim. Üzüldüğüm en büyük olay ise anlaşma yaptığımız sanatçılara mahçup olmamız. Karabulut filmi ile Türk sinemacılığında tabuları yıkacaktık ama olmadı. Yasal haklarımı tabii ki sonuna kadar arayacağım, bu kadar parayı boşuna mı harcadım'' dedi.

ÜNLÜ OYUNCULARLA ANLAŞTIK Filmin senaryo ve tanıtım hazırlıklarının yapıldığını, sanatçılarla anlaşma sağlandığını belirten Göğebakan, `` Süreyya karabulut daha önce yaptığımız tüm görüşmelerde ´siz hazırlığınızı yapın, senaryoyu hazırlayın, bu filmi yapın´ demişti. Biz de aralarında Cüneyt Arkın, Ekrem Bora, Perihan Savaş, Tarık Tarcan ve Selçuk Ural´ın da bulunduğu ünlü oyuncularla anlaştık, senaryoyu hazırladık. Münevver Karabulut'u 2008 dünya güzeli ve 2009 Kainat güzeli Almeda Abazi oynayacaktı. Eylül ayında Antalya'da düzenlediğimiz basın toplantısı ile Karabulut filminin projesini ve sanatçılarının tanıtımını yaptık. Karabulut filmi projesi için bugüne kadar tam 210 bin lira para harcadık. Karabulut ailesine güvenmiştik. Antalya, İstanbul, Rusya, Hollanda, Ermenistan ve Rusya'da çekilecek ve yaklaşık 3,5 milyon liraya malolacak film için 20 Ekim 2009´da çekime başlayıp 2010 yılının şubat ayında vizyona girmesini sağlayacaktık. İnsan hayatında her daim olagelen paradoksların sorgulanması, tartışmaya açılması, objektif bakış açısıyla irdelenmesi, dersler çıkarılması, gençlerimizin sorunları ile toplum ve gençler arasındaki ilişkilerin kırılma noktaları, filmde ele alınacaktı. Sinema dünyasında zor duruma düştüm. Maddi ve manevi yıprandım, yasal haklarımı aramak için avukatım aracılığı ile dava açtım. Süreyya Karabulut bu filmin yapılacağını birçok kez basın önündede açıklamıştı'' dedi.

Göğebakan filmde ayrıca Sümer Tilmaç, Serpil Çakmaklı, Almeda Abazi, Selahattin Taşdöven, Özcan Varaylı, Naci Taşdöven, Vatan Şaşmaz, Tuğçe Özbudak, İbrahim Yılmaz, Gaye Aksu, Baran Ayhan, Yüksel Arıcı, İpek Tanrıyar, Berna Öztürk, Kerim Yağcı, Ayfer Çalgıcı, Barış Kömürcüoğlu, Uğur Işılak, Tuğba Özay, Çetin Yeltekin, Turgay Tanülkü, İsa Yıldırım ve Coşkun Döğen isimli sanatçılarında yer alması için tüm anlaşmaların sağlanmış olduğunuda belirtti.

BABA KARABULUT Yapımcı Melih Göğebakan'ın iddialarını DHA muhabirine telefonla yanıtlayan Süreyya Karabulut ise kızının adının rant amacıyla kullanılmasını önlemek için gerekli yasal işlemleri başlattığını söyledi. Karabulut, ``Evet bana kızımın bir filmini çekeceklerini söylediler. Kızım canım ciğerim yandı. Biz Münevverim'den sonra aile olarak kendimize gelemedik, ruhsal çöküntü içerisindeyiz. Şu anda işe gelip giderken bindiğim otobüsü bile hatırlamadığım oluyor. Bu nedenle Göğebakan ile üç kez görüştüğümüzde ´Senaryoyu hazırlayın, görelim avukatım durumu incelesin, konuşalım´ dedim. Beş kuruş para istemiş değilim. Ben başka Münevver yanmasın, katiller aylarca ortalıkta dolaşmasın diye ne gerekiyorsa yapılsın istedim. Kızımın cenazesi üzerinden para pazarlığı yapmam söz konusu olamaz. Göğebakan, kızımın ve ailemizin adı üzerinden prim yapmaya çalışıyor. Çok açık ve net söylüyorum bana İstanbul'un tapusunu verseler acımızı dindiremezler. Kaldı ki Göğebakan ile yapmış olduğumuz hiçbir sözleşme ve anlaşma ne yazılı ne de sözlü olarak var. 210 bin lira gibi bir parayı anlaşma sağlanmadan harcayacak kadar aklı yok mu? Biz de yasal haklarımızı korumak, kızımın adının rant amacı ile kullanılmasını önlemek için gerekli yasal işlemleri başlattık'' dedi.


Münevver filmi iptal oldu

Öldü, yarım saatte canlandı


Çin’de öldüğü sanılan 73 yaşındaki bir kadın, yarım saat sonra hayata döndü.

China Daily gazetesinin haberine göre, Çin’in güneyinde bulunan Hunan eyaletinin Çangşa şehrindeki bir hastanede koroner kalp rahatsızlığı bulunan kadın, E.K.G. (Elektrokardiyografi) çektirirken aniden kalbi durdu.

Doktorlar, hastanın öldüğü sanıldıktan 30 dakika sonra beklenmedik bir şekilde kalbinin atmaya başladığını ve kadının hayata döndüğünü söyledi.

Doktorlar, kalbi duran birinin yarım saat sonra canlanmasının çok nadir görülebileceğini, genelde bundan sonra 6 dakika içinde hasta geri döndürülemezse hayata dönüşün neredeyse imkansız olduğunu kaydetti.
Öldü, yarım saatte canlandı

Yılbaşı ikramiyesi hayalleri süslüyor


Milli Piyango’nun yılbaşında vereceği büyük ikramiye olan 30 milyon lira, zengin veya yoksul milyonlarca kişinin hayallerini farklı şekilde süslüyor.

Milli Piyango’nun yılbaşı çekilişi için piyasaya sürdüğü biletlerin satışları sürerken milyonlarca vatandaş büyük ikramiyenin hayalini kuruyor. Bazı vatandaşlar kendilerince uğur saydıkları çeşitli yöntemleri denerken bazıları ise "Nasıl olsa bana çıkmaz" diye düşünse de bilet alıyor.

Merkez Bankası verilerine göre, 200 TL’lik banknotlar halinde verilmesi durumunda 169.5 kilogram ağırlığında olan 30 milyon TL, çeşitli kesimlerden kişilerin hayallerindeki farklılıkları da ortaya koyuyor.

AA muhabirlerinin Bursa, Balıkesir ve Yalova’da yoksul, işsiz, esnaf, Spor kulübü yöneticisi, iş adamı, sanayici ve yerel yöneticilere yönelttiği "30 milyon lira size çıksa ne yaparsınız?" sorusuna verilen yanıtlar bu farklılığı gözler önüne seriyor.

Dar gelirli veya işsizler 30 milyon liranın hayalini kurmakta bile zorlanırken sanayici ve iş adamlarının ilk aklına gelen şey parayı yatırıma harcamak.

-İŞSİZİN 30 MİLYON HAYALİ: EMEKLİ OLMAK -
İnşaat sektöründeki daralma nedeniyle yaklaşık 1 yıldır işsiz kalan 3 çocuk babası Suat Kucur, 150 lira olan, 70-75 metrekarelik ev kirasını 5 aydır ödeyemediklerini söyledi.

Kucur, 30 milyon liranın kendisine çıkması durumunda ilk işinin 4 yaşındaki çocuğunun görmeyen gözünü tedavi ettirmek olduğunu belirterek, "Oğlumun sağ gözüne 2 yıl önce bıçak saplanmıştı. O günden bu yana maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi ettiremedik. 30 milyon liram olsa hemen yurt dışına çıkar oğlumun gözünün görmesi için ne gerekiyorsa yaptırırdım. Çok büyük para, neler yapılmaz ki her şey yapılır ama gerçekten söylüyorum 30 milyon liranın hayalini kurmak çok zor" dedi.

-"EMEKLİLİKTEN BAŞTA HAYAL KURAMIYORUM"-
Aylardır işsiz olan Tahsin Öztürk de işinden patronunun para vermemesi nedeniyle tartışarak ayrıldığını ifade ederek, "2 çocuğum var. Baba evinde yaşıyoruz. Böyle büyük ikramiyeler bize çıkmaz ama çıkarsa sigortamda 4 yıllık açığımı kapatıp emekli olurdum. Başka neler yapılır bilmiyorum ki. Emeklilik dışında başka hayal kuramıyorum" diye konuştu.

Yaklaşık 7 ay önce işten çıkarıldıktan sonra tatlı satarak geçimini sağlamaya çalışan Yusuf Karataş ise cebinde 1 lira olmadan dolaştığını, bu nedenle 30 milyon liranın büyüklüğünü tahmin edemediğini söyledi.

İkramiye çıkması durumunda ilk işinin garibanlara yardım etmek olacağını kaydeden Karataş, kalanıyla kendi ihtiyaçlarını gidereceğini bildirdi.

-KABİNLİ TRAKTÖR VE TOSUN HAYALİ-
Yalova’da traktör şoförlüğü yapan Bahattin Yapıcı, 30 milyon liranın çıkması durumunda kendisine kabinli traktör alacağını belirterek, "Bankaya para yatırmam, iş kurarım. Memlekete giderim, Tokat’a. Tosun alır hayvancılık yaparım.

En azından kendi işim olur" dedi.

Emekli Muhittin Çetin ise paranın 5 milyon lirasını Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna (SHÇEK) bağışlayacağını, 5 milyon lirasını askeriyeye vereceğini ifade ederek, "Evlenmemiş çocuklarım var, onlara birer ev alacağım, kalanı da fakir fukaraya dağıtırım" diye konuştu.

-DEPREMZEDENİN HAYALİ EV ALMAK-
Yalova’da Çağdaş Yaşam Prefabrikleri’nde kalan ev kadını Meryem Özkara, 2,5 aylık bebeğiyle 17 Ağustos Marmara Depremi’nde 3 saat enkaz altında kaldığını söyledi.

Ölümle savaştıktan sonra hayata tutunabildiğini belirten Özkara, şunları kaydetti: "İlk eşimi kaybettim. İkinci evliliğimi yaptım. 5 çocuk sahibiyim.

İkinci eşim özürlü. 30 milyon lira bana çıksa öncelikle ev alırım. Bir kısmını SHÇEK’e, bir kısmını özürlülerle ilgili yararlı şeylere harcarım. Daha sonra çocuklarımın okumasını sağlarım. Maddi açıdan zorluk çektiğimiz için Çağdaş Yaşam Prefabrikleri’nde kalıyoruz. Burada çok sayıda özürlü insan var. Bu kişiler için de müstakil ev yapardım." Engelli Mustafa Cenk de 30 milyon liranın çıkması durumunda kendine engelli arabası alacağını ardından iş kuracağını bildirdi.

-KAHVEHANECİ ÇAY BORÇLARINI SIFIRLAYACAK-
Bursa’nın Osmangazi ilçesinde kahvehane işleten İsmail Can, son dönemlerde herkesin çayları veresiye içtiğini belirterek, "1 yıllık borcu olan bile var. Büyük ikramiye bana çıksa vatandaşların çay borçlarını silerim, garibanlara yardım ederim. Erişemeyeceğimiz paranın hiç hesabını yapmadık, bu yüzden hayali oldukça zor" dedi.

Osmangazi’nin Yunus Emre Mahallesi muhtarı Sevinç Mutlu da Bağ-Kur’a borçlu olduğunu kaydederek, "Bu borcu kapatıp hemen emekli olurdum. Önce geleceğimi garanti altına alır, ardından yoksullara yardım ederdim ve kendime yapabileceğim bir iş kurarım" diye konuştu.

Yalova’da minibüsçülük yapan Zafer Üzüm ise önce borçlarını ödeyeceğini, daha sonra aracını yenileyeceğini söyledi.

Vatandaşlar için hayırlı işler yapmaya çalışacağını ifade eden Üzüm, zor durumda kalanların imdadına yetişeceğini kaydetti.

-"BELEDİYENİN DAHA ÇOK İHTİYACI VAR"-
Yalovaspor Kulübü Başkanı Alaaddin Bilgi, 30 milyon liralık ikramiyenin çıkması halinde kent sakinlerinin Yalovaspor’u Turkcell Süper Lig’de görebileceğini belirterek, "Takımı Süper Lig’e taşırım. Yalova Atatürk Stadı’nı kiralarım. 30 milyon liranın tamamını Yalovaspor için feda ederim" dedi.

Yalova Belediye Başkanı Yakup Koçal ise ikramiyenin kendisine çıkması durumunda yaşantısında ciddi bir değişiklik olmayacağını kaydederek, "Çocuklarım için hayat standartları daha iyi olacak şekilde kullanırım. Belediyeye çıkarsa bütçemiz 2 katına çıkar. Borcu olan bir belediyeyiz. Hiç bunu düşünmemiştim.

Arkadaşlara söyleyeyim belediye adına piyango alsınlar. Çıkar inşallah.

Belediyenin daha çok ihtiyacı var" diye konuştu.

Yalova Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Kenan Dağcı da büyük ikramiyenin çıkması halinde Yalova’da "Türkiye Barış Araştırmaları Merkezi" kuracağını, bu merkezle Türkiye’deki iç barış, bölgesel barış ve dünya barışı için hizmet etmek istediğini ifade etti.

Doç. Dr. Dağcı, 30 milyon liranın özel yaşantısını etkilemesini istemediğini belirterek, "Şu anki hayatımdan memnum. Böyle ekonomik değişiklikler hayatınızı değiştirir. Böyle bir değişikliğe açık değilim" dedi.

-BALIKESİR VALİSİ ARSLAN-
Balıkesir Valisi Yılmaz Arslan ise bugünün şartlarında çok büyük olan bu parayı önce bankaya koyup daha sonra kendine gelmeye çalışacağını söyledi.

Anlamadığı işe asla girmeyeceğini ifade eden Arslan, bürokratik hayatına devam edeceğini, sosyal sorumluluk gereği paranın belli bir bölümünü toplum yararına, Balıkesir halkı için kullanacağını bildirdi.

Dünya Odalar Federasyonu Başkanı Rona Yırcalı da yatırım yapacağını, üretime yönelik yatırımın yapılmasının hayırların en büyüğü olacağını söyledi.

Yırcalı, yatırımla hem ülke ekonomisinin kazanacağını hem de onlarca kişiye ekmek kapısı açılacağını kaydetti.

-PATRONLAR YATIRIMCI ÇIKTI-
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Parseker de oldukça büyük para olan 30 milyon liranın hayalini kurmanın çok zor olduğunu belirtti.

Böyle bir parayı üreten ve yatıran biri olarak kenarda tutmayacaklarını ifade eden Parseker, "Yatırıma aktarırım ki istihdam yaratılsın. Bankaya bile yatırılsa ekonomiye girecektir ama ben hemen yatırım yapardım. İnşallah bu para girişimci insanlara çıkar ve yeni yatırımlar yaparlar" dedi.

Balıkesir Sanayi Odası Başkanı Ahmet Kula da hiç düşünmeden sanayi alanında yatırım yapacağını vurgulayarak, işini büyütmek için projeler geliştireceğini bildirdi.

Yat ve kat almak yerine üretime dayalı yatırımlara yöneleceğini kaydeden Kula, ülke ekonomisine ve istihdama katkıda bulunmaya çalışacağını, böylece daha hayırlı bir iş yapmış olacağını söyledi.

Yalova Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Celal Özel ise paranın bir kısmıyla Yalova’ya faydalı olabilecek bir Eğitim projesini hayata geçireceğini kaydetti.

Okul, yüzme havuzu yaptırmak istediğini ifade eden Özel, "Kendim ve benden sonraki jenerasyon için değerlendirme yaparım" diye konuştu.
Yılbaşı ikramiyesi hayalleri süslüyor

Yoga nın burun yıkama tekniği ile gripten kurtulun


Yoga Akademi’nin Kurucusu Prof. Dr. Akif Manaf, burun bölgesini ve önemli sinir kavşağını temizlemeyi içeren ’Cala Neti’ adlı burun yıkama tekniğiyle, nezle ve Domuz Gribi gibi soğuk algınlığından korunabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Manaf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, domuz gribinden korunmak için yapılan önerilerde ’el yıkamanın’ ardından ’burun yıkama’nın geldiğini belirtti.

Her sabah burun yıkayarak nezle, grip, Alerji, solunum yolları rahatsızlıklarına ’elveda’ denileneceğini savunan Manaf, ancak bunun en sağlıklı, doğru ve hijyenik yapılmasının kolay olmadığını bildirdi.

’Cala Neti’ kelimesinin ’su ile burun temizleme’ anlamına geldiğini ifade eden Manaf, şöyle devam etti: "Cala Neti tekniği, burun bölgesini ve önemli sinir kavşağını temizlemektedir. Cala Neti tekniğini uygulamak için suyun burun deliğine rahatça akıp dışarı dökülmemesi için özel dizayn edilmiş demlik benzeri kaplar kullanılmalıdır. Burun yıkama kabı ilk olarak Türkiye’de Yoga Academi tarafından üretilmiştir. Yıkama sırasında kullanılacak su ılık olmalıdır. Suya çok az miktarda tuz katabilirsiniz. Tuzun katılması su ile beden sıvılarındaki ozmotik basıncı aynı seviyeye getirecektir. Bu da mukus zarının iritasyonunu minimuma indirecektir. Burun zarında yanma hissedilirse tuzun miktarı azaltılmalıdır.

Burun yıkama kabınızı hazırladığınız ılık tuzlu su doldurun ve suyu, ağızdan nefes alıp verilerek, önce sağ sonra sol burun kanalından akıtın." Özel burun yıkama tekniği sayesinde, burun kanallarında birikmiş kir ve mukusun temizleneceğini bildiren Manaf, böylece nezle, sinüzit (sinüs iltihabı), göz, kulak, burun ve boğaz rahatsızlıkları, bademcik, burun ahtapotu ve mukus zarının iltihabının giderildiğini söyledi.

Sabah yapılan uygulamanın uyku sersemliğini geçirerek, kafada ve tüm bedende hafiflik ve yenilenme hissedilmesini sağladığını belirten Manaf, "Farkındalık artmakta, burun kanalları açılmakta, solunum rahatlamakta ve konsantrasyon sağlanmaktadır" dedi.

Astım, zatürre, bronşit ve verem gibi solunum hastalıklarının önlendiğini ve iyileşmenin sağlandığını anlatan Manaf, alerjiler, miyop, alerjik rinit, saman nezlesi ve kulak tıkanması gibi rahatsızlıklar giderildiğini kaydetti.

Bu teknik sayesinde kronik burun tıkanması yüzünden sürekli ağızdan soluma alışkanlığının ortadan kaldırılabildiğine dikkat çeken Manaf, sözlerini şöyle tamamladı: "Yüz kaslarının gerginliği, sinirsel tikler ve yüz felci gideriliyor. Bu teknik beyni sakinleştiriyor, epilepsi ile migrene iyi geliyor. Burun zarında bulunan sinirler canlanıyor, beyin fonksiyonları gelişiyor ve beden sağlıklı hale ulaşıyor. Sağ ile sol burun kanallarındaki hava akımı dengeleniyor. Neticede sol ile sağ beyin yarı küreleri dengeli biçimde çalışarak, tüm organizmanın uyumu ve dolaşım ile sindirim sistemlerinin uyumu sağlanıyor."
Yoga'nın burun yıkama tekniği ile gripten kurtulun

Aynı kulakta 6 dakikadan fazla konuşmayın


Cep telefonuyla aynı kulakta 6 dakikadan fazla konuşulmasının çeşitli Sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtiyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Topbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cep telefonlarının çok kısa bir zaman içerisinde hem yaygınlaştığını hem de teknolojisinde hızlı değişim görüldüğünü belirterek, bu durumun "sağlık sorunlarına neden olup olmadığı" yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdiğini söyledi.

Türkiye’de 3. nesil olarak adlandırılan 3G teknolojisine, Dünyanın bazı ülkelerinde de 4G teknolojisine geçildiğini ifade eden Topbaş, "Böylece veri iletimi ve çeşitlilikte artış yaşandı. Ses, mesaj, görüntülü mesaj, hızlı internet bağlantısı, görüntülü konuşabilme, hatta Televizyon yayınlarının izlenebilmesine olanak sağlandı. Tartışma da bu yönde alevlendi. Çünkü bu kadar çok verinin aktarılabilmesi için hem baz istasyonlarının nitelikleri hem de sayısında artış olacağı, bununla birlikte bu sistemi oluşturan non-iyonize radyasyonun ve elektriksel alan şiddetlerinin de artışının söz konusu olabileceği konuşulmaya başlandı" dedi.

Topbaş, bu konuda araştırmaların devam etmekle birlikte, cep telefonunun bazı sağlık sorunlarına neden olabileceği yönünde kanıtlar bulunduğunu anlatarak, "Ancak non-iyonize radyasyonun cep telefonlarıyla ilgili etkilerinin olup olmadığını göstermek için biraz zamana ihtiyaç vardır" diye konuştu.

Cep telefonlarıyla konuşurken birkaç ayrıntının olası sağlığa zararlı etkileri bertaraf edebileceğini dile getiren Topbaş, şöyle devam etti: "Cep telefonlarının özellikle aynı kulağa dayalı olarak 6 dakikanın üzerinde kullanılmasının riski vardır. Aynı kulakla 6 dakikayı geçen konuşmalarda kulak çevresinde ısı artar. Bu artış yaklaşık 1 santigrat derece olur. Isı artışıyla birlikte etkilediği bölgelerdeki hücrelerde yapısal değişimler yaşanabilir. Bunlar her ne kadar vücuttan bertaraf edilebilse de bertaraf edilemeyecek sorunlar ortaya çıkabilir. Bu da baş ağrısı, sinirlilik, uykusuzluk, dikkat eksiklikleri, hücrelerde yapısal değişikliklere neden olabilir. Bu yönde araştırmalar devam etmektedir ancak ısı artışına neden olduğu kanıtlanmıştır. Bu nedenle aynı kulağa cep telefonunu dayayarak, 6 dakikadan fazla konuşulmaması gerekir."
-"KABLOLU KULAKLIK KULLANIN"-
Topbaş, telefonun özelliğine veya teknolojik gelişmelere bağlı olarak bu sürenin de kısalabileceğine dikkati çekerek, "Cep telefonun cihazlarının mutlaka kablolu kulaklıkla kullanılması gerekmektedir" dedi.

İletişim teknolojilerinde tüketimin sınırsız olmasının, insanları ayrıca sosyal yaşamdan uzaklaştırarak marifeti büyük ancak ekranı küçük bir dünyaya insanları hapsettiğini savunan Topbaş, "Bunlar, sosyal ilişkilerimizi de etkileyebilir. O nedenle iletişim teknolojilerinin ’gerek oldukça’ kullanılması her yönden daha olumlu sonuçlar doğuracaktır" diye konuştu.
Aynı kulakta 6 dakikadan fazla konuşmayın

"Acını hissediyorum" gerçekmiş


"Acını hissediyorum" diyen birçok kişinin fiziksel olarak gerçekten de böyle hissettikleri ortaya çıktı.

İngiliz Bilim adamlarının yaptığı araştırma çerçevesinde, başkalarının acısını hissettiklerini söyleyen kişilerin bunu söylerken beyinlerinde acı hissiyle bağlı bölgelerde hareketliliğin arttığı gözlendi.

Araştırma kapsamında 108 üniversite öğrencisi, yaralı atletler ve iğne yapılan hastalar gibi acı veren durumların görüntülerine maruz bırakılırken, öğrencilerden üçte ikisi, en az bir görüntüde sadece duygusal bir tepki göstermekle kalmayıp acıyı hissettiklerini söyledi.

Bilim adamları, acı veren görüntüler karşısında acı hissettiklerini söyleyen ve söylemeyen her iki gruptan öğrencilerin beyinlerinde duygu merkezlerinde hareketlilik görürken, acıyı hissettiklerini söyleyenlerin beyinlerinin acıyla bağlantılı bölgelerinde daha fazla hareketlilik dikkati çekti.

Sonuçları Pain dergisinin aralık sayısında yayımlanan araştırmayı yapan bilim adamlarından, Birmingham Üniversitesi öğretim görevlisi Stuart Derbyshire, bulgunun, en azından bazılarının, yaralanan veya acı çektiklerini söyleyen kişileri gözlemlerken gerçek bir fiziksel tepki gösterdiklerini doğruladığını söyledi.

Derbyshire, acıyı hissettiklerini söyleyen kişilerin korku filmleri ve televizyonda rahatsız edici görüntüleri izlemekten kaçınma eğiliminde olduklarını da kaydetti.
"Acını hissediyorum" gerçekmiş

Paslanma ve parmak izini ortadan kaldıran buluş


Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Lazer Teknolojileri araştırma ve Uygulama Merkezinde Bilim Adamları, metal yüzeylere femtosaniye lazerle işleyerek süper hidrofobik (su tutmaz) özellik kazandırmayı başardı.

Kara, deniz ve hava araçlarında motor kaporta, gövde ve kanatlarda kullanılan metal malzemelere bu özellik kazandırılması halinde paslanmanın önüne geçilebilecek. Sürtünme azaltılmış olacak, böylece malzemenin ömrü uzayacak.

KOÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Arif Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, metal yüzeye hidrofobik özellik kazandırılabildiğini,araştırma merkezinde Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü için kalp pillerinin femtosaniye lazerle işlenmesi ve stent yapımı sırasında tesadüfen keşfettiklerini bildirdi.

Femtosaniye lazerin Türkiye’de sadece KOÜ Lazer Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezinde bulunduğunu, söz konusu lazerle kalp pillerini ve stenti farklı parametrelerde işlediklerini, mikroskop altında inceledikleri stentlerden birinde çok küçük gözenekler oluştuğunu fark ettiklerini dile getiren Demir, şunları söyledi: "Stentin yüzeyine temas ettiğimizde parmaklarımızdaki nemin metalle etkileşmediğini, yüzeyde parmak izi kalmadığını keşfettik. Dolayısıyla bunun hidrofobik özellik olabileceğini düşündük. Merkezimizde hidrofobiklik derecesini belirlemek için cihaz geliştirip su damlacığı ile metal yüzey arasındaki temas açısını ölçtük. Literatürdeki çalışmalarla kıyasladığımızda elde ettiğimiz yüzeyin süper hidrofobik özellik kazandığını belirledik." Dünya’da hidrofobik yüzeylerin özellikle kaplama yöntemiyle yapıldığını, geliştirildiğini, ancak metal yüzeylere böyle bir özellik kazandırıldığına dair bilgiye sahip olmadıklarını ifade eden Demir, "Literatürde uzun süredir yürüttüğümüz taramada metal yüzeylere kaplama olmaksızın hidrofobik özellik kazandırılabildiğine dair bilgiye ulaşamadık. Literatür taraması sürüyor" dedi.

Yüzeyin her şekilde hidrofobik özellik kazanmadığını, bunun lazerin parametreleriyle alakalı olduğunu vurgulayan Demir, şöyle devam etti: "Lazerle çok özel parametrelerde işleyerek süper hidrofobik özellik kazandırdığımız metalin üzerinde su damlaları durmayıp akıyor. Diğer yüzeylerde ise durum tam tersi, damlalar yüzey üzerinde yayılıyor, bu da paslanmayı ve sürtünmeyi artırıyor, dolayısıyla malzemelerin ömrü kısalıyor. Ayrıca, metallere lazerle işleyerek hidrofobik özellik kazandırılması kaplamaya göre çok daha pratik bir yöntem."
-"ÇOK GENİŞ KULLANIM ALANI VAR"-
Süper hidrofobik özelliğe sahip metallerin çok geniş kullanım alanı olduğunu da söyleyen Demir, şunları kaydetti: "Kara, deniz ve hava araçlarında motor, kaporta, gövde ve kanatlarda kullanılan metal malzemelere bu özelliğin kazandırılması mümkün. Böylece yüzeyler su tutmayacağı için paslanma, buzlanma ve donma da olmayacak, sürtünme azalacak, malzemenin ömrü uzayacak.

Söz konusu Teknoloji araçların çürüme riski fazla olan aksamı üzerine rahatlıkla uygulanabilir. Müşterinin talebine göre kaportaya, motora ya da farklı aksamlara lazerle işlenerek hidrofobik özellik kazandırılabilir. Bu özelliğin kazandırıldığı kaporta boya gerektirmez. Bunun için Otomotiv firmaları bir hat veya ünite oluşturabilir. Otomotiv firmaları böyle bir yatırıma girmeye karar verirse kendilerine yardımcı olabiliriz." -
HİJYEN DE SAĞLIYOR-
Hidrofobik özellik kazandırılmış yüzeylerin hijyen de sağladığını ifade eden Demir, özellikle topluma açık yerlerde bu özelliğe sahip kapı kolları ve armatürlerin su tutmayacakları için çok daha hijyenik olacağını savundu.

Tıpta kullanılan çelik ya da titanyum malzemelere hidrofobik özellik kazandırmak için çalışma yürüttüklerini anlatan Demir, "Tıpta kullanılan bazı malzemelere hidrofobik özellik kazandırdığımızda teknolojiye ve ülkemize, çok daha farklı teknolojik ürünler geliştirilmesi konusunda önemli katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Üniversite olarak lazer merkezimizde yeni ürünler geliştirmek için çalışıyoruz" diye konuştu.

Prof. Dr. Demir, bu tür yüzeylerin bir başka özelliğinin ise temas halinde üzerlerinde parmak izi kalmaması olduğunu açıkladı.

Çalışmanın patent aşamasına geldiğini, daha sonra da bilimin hizmetine sunmak için makale olarak yayımlayacaklarını anlatan Demir, "Ana misyonumuz bu teknolojiyi bölgedeki sanayicilere transfer edebilmek. Önümüzdeki süreçte sanayicimize özellikle nano ve mikro seviyede lazerle malzeme işlemeyi öğretmeyi hedefliyoruz" dedi.
Paslanma ve parmak izini ortadan kaldıran buluş

En çok Britney i tıkladılar


Internet arama motorlarında en çok aranan ünlüler belli oldu.
Şarkıları ve dansları ile olduğu kadar, evlilikleri ve boşanmaları, geçirdiği psikolojik sarsıntılar ve gördüğü tedaviler ile de gündemden düşmeyen Amerikalı ünlü şarkıcı Britney Spears, internette en çok aranan isimler listesinde birinci sırada yeraldı. En çok aranan ünlüler sıralamasında ABD Başkanı Barack Obama, Spears'in ardından ikinci oldu.
Internet arama motorlarının en popüler isimlerinin belirlendiği listede ünlü İngiliz futbolcu David Beckham üçüncü, 1997 yılında geçirdiği bir Trafik kazasında yaşamını yitiren Prenses Diana dördüncü, İngiltere eski Başbakanı Tony Blair de beşinci sırada yer aldı. İnternette En çok 'tık'lanan isimler listesi, internet arama motorlarından Ask Jevees tarafından belirlendi.

En çok Britney'i tıkladılar

Rojin in partisini polis neden bastı?




Rojin'in menajeri, Akşam yazarı Nagehan Alçı'yı aramış. Rojin'e sürpriz doğum günü partisi yapacağını söyleyerek, Alçı'yı da mekana davet etmiş.

Nagehan Alçı da kendisine gelen davet üzerine partiye gitmiş. Herşey gayet normal süregelirken mekana aniden polisler dalmış!.. Alçı'nın anlatımına göre, öyle böyle bir baskın da değilmiş bu... Sanki içerideki herkes suçlu ve fuhuştan basılmış gibi hissetmiş kendini..

Polislerin yaptığı baskının nedeni ise ne fuhuş ne uyuşturucu... Sadece kapalı alanlarda Sigara yasağına uyulmaması...

İşte Nagehan Alçı yaşadıklarını şöyle anlatıyor; (...) İşte gecenin dönüm noktası o sıralarda yaşandı. Ne olduğunu anlayamadan içeriye bir grup polis daldı. Zannedersiniz, Türk filmlerinden aşina olduğumuz uyuşturucu ve fuhuş baskını! Öyle bir 'hepiniz suçlusunuz!' tavrı. Dört bir koldan dağıldılar ve 'duyum üzerine geldik. Burada sigara içiliyormuş' dediler. Ardından masaların fotoğrafını çekmeye başladılar. Birkaç kişi köşe bucak kaçamak yapmış olabilir ancak polisler geldiğinde bir grup insan kapı dışında donarak sigara içiyordu. Yani öyle aleni bir serbestlik söz konusu değildi.

Polislerle birlikte grubun neşesi açılan kapıdan dışarı süzülüverdi tabii. Hele bir de gecenin öznesi Rojin olunca... Sırf etnik kimliği yüzünden başı polisle dertten bir türlü kurtulmayan Rojin... Bir ara onun 'benim için mi geldiniz, yoksa hakikaten sigara için mi?' dediğini duydum.

Gecenin sonunda şu soruların cevabını bulamamış halde çıktım doğum gününden: Biz neden medeni olmanın şıklıktan geçtiğini bir türlü öğrenemeyen bir ülkeyiz? Tamam, sigara yasağı uygulanacak ancak bunu uygulatmanın daha şık yolları yok mudur? İnsanı insan yerine koymak bu kadar zor mudur? Ve 'güç'ü temsil etmek hep buyurgan olmayı mı gerektirir bu topraklarda?
Rojin'in partisini polis neden bastı?

Türk kızı Sinem ABD yi salladı


Amerika’daki milyonlarca seyirciye ulaşan Indi Music TV'de finale kalan Türk kızı Sinem Saniye'nin "Are We in Love" klibiyle rakiplerini geride birakarak birinci oldu. .Finalde Sinem’’in, ‘Are We in Love’’isimli Aşk şarkısının klibi, Yunanlı grubun ‘’Constantinepole 1453’’ isimli Türkleri karalayan görüntülerle dolu, politik şarkıya karşı yarıştı. Sinem’in aşk şarkısı, Yunanlıların savaş ve Türk düşmanlığı yapan klibine karşı ustun geldi ve Sinem Saniye'ye birincilik getirdi.
Yarışmanın birincisi internet üzerinden kullanılan oylar aracılığıyla belirlendi. Pazartesi günü Türkiye saati ile 19.00 da sona erdi.
Sinem Saniye geçtiğimiz yıllarda, John Lennon beste yarışmasını 20 bin kişi arasından kazanmış ve ABD’de yıldızı parlamıştı.ABD’de başarıya doymayan Sinem’in . “Boom Sheke Nana” isimli şarkısı, da Billboard Dünya Beste Yarışması’nda binlerce rakibini geride bırakarak ikinci olmuştu.
İstanbul ve İzmir asıllı ailesiyle 3 yaşındayken ABD’ye göç eden Almanya doğumlu Sinem, 5 yaşında şarkı sözü yazmaya başladı. Aynı yaşta Piyano da çalan Sinem, New York'ta Müzik mühendisliği eğitimi aldı. Şarkılarında darbuka ve ud gibi Türk müziğinin önde gelen enstrümanlarını da kullanan Sinem, Türk olmaktan gurur duyduğunu söylüyor.
Türk kızı Sinem ABD'yi salladı

1 kişiye 206 bin lira


10 bilen 1 kişi, 206 bin 471 lira 65 Kr. kazandı. 9 bilen 1137 lira 55 Kr., 8 bilen 67 lira 50 Kr., 7 bilen 10 lira 10 Kr., 6 bilen 1 lira 85 Kr. ve hiçbir numara bilemeyenler 1 lira 20 Kr. alacak.
1 kişiye 206 bin lira

Anne kuşun dramı


Bölgeyi gezen İsrailli mühendis Assaf Admoni tarafından görüntülenen kavga yaklaşık 4 dakika sürdü. Yılan, kavga sırasında anne kuşu 5 kez ısırdı. Her defasında yılana tekrar saldıran kuş, aldığı yaralarla yere düştü.
Anne kuşun dramı

‘Zirve hezimeti ne Greenpeace tepkisi


Birleşmiş Milletler’in iklim konuşmalarını başarısızlık olarak kabul eden aktivistler, Hindistan’ın Yeni Delhi kentinde, üzerinde “İklim: Başarısızlık Diye Bir Seçenek Yok!” yazan devasa bir yerküre modelini omuzlarında taşıdı. Meksika’nın başkenti Mexico City’de ise Chapultepec Gölü’ne giden eylemciler, suya gömülmekte olan otomobillerin altında durarak zirveyi protesto etti.
En ses getiren eylem ise Hong Kong’da yapıldı. Bir grup protestocu, Hong Kong’daki savaş anıtının çevresine 100 adet beyaz haç dikti. Siyahlar giyen Greenpeace eylemcileri, haçları diktikten sonra pirinçten yapılma bir çanı çalarak, iklim değişimi sonucu ölenlerin yasını tuttu. Eylemin lideri Gloria Chang, “İklim değişimi dünyamız için bir felaket olacak. Burada dünya liderlerini kınıyoruz” dedi.
‘Zirve hezimeti’ne Greenpeace tepkisi

Kütüphaneci Kocaman a veda


Bir süredir Kanser Tedavisi gören ve dün gece evinde vefat eden Kocaman için Sahrayıcedit Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törende, Kocaman’ın abisi Nurettin Kocaman, taziyeleri kabul etti. Kocaman’ın cenazesi, burada ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından, Sahrayıcedid Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kütüphaneci Kocaman’a veda

‘Engelli öğrenciye engelsiz düzenleme


Buna göre, Okul bina girişlerinde rampalar inşa edilecek, fiziksel engelli asansörü yapılacak, okul bahçelerinde otopark zincirleri olmayacak. Genelge özetle şöyle:
* Bina girişlerinde yüzeyi kaymayan ve tekerlekli sandalye hareketlerini güçleştirmeyen malzemeyle kaplanmış rampalar inşa edilecek.
* Her 6 metrede bir dinlenme amaçlı sahanlık yapılacak.
* Giriş kapıları, menteşeli ve normal açılır kanat olacak.
* Merdiven ve rampalarda tutunma küpeşteleri düzenlenecek.
* Merdivenlerin basamak yükseklikleri en çok 16 santimetre olacak. Az görenler için her basamağın ön kenarında farklı renkler kullanılacak.
* Çok katlı Eğitim binalarında fiziksel engelli asansörü yapılacak.
* Elektrik kesilmelerinde akülü acil aydınlatma, otomatik kata getirme sistemi, havalandırma tertibatı ve müdür yardımcısı odası ile telefon bağlantısı olacak.
* Derslikler tekerlekli sandalyelerin hareketlerine uygun inşa edilecek, zemininde kot farkı olmayacak. Derslik kapıları eşiksiz yapılacak ve dışarıya açılacak.
* Yazı tahtaları yerden 70 santimetre yüksek olacak.
* Fiziksel engelli tuvaletleri tekerlekli bir kişinin içeriye girip kapıyı kapatmasına uygun olacak.
* Tuvaletin iki yanında tutunma bantları ile özel lavabolar bulunacak.
* Bahçe kapısı engelsiz olacak, yer ızgaraları bulunmayacak.
* Kapılardaki yazılar standart sembol veya kabartma karakterli, büyük harf karakterinde, bulundukları zeminle zıt renkli, kapı kolunun bulunduğu kenarda olacak.
‘Engelli’ öğrenciye engelsiz düzenleme

Ece Ajandası ndan 100 üncü yıl kampanyası


Ece Ajanda’nın 100. yılına özel hazırlanan ajandalar, yarın ve 26 Aralıkta beş kuruşa satılacak.

Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, tasarladığı koleksiyonlarla teknolojiyle unutulan birçok şeyi kullanıcılara yeniden hatırlatan Ece Ajandası, 100. yaşını kutluyor.

Soğuk Bilgisayar ekranı ve klavye yerine eski alışkanlık defterleri geri getirecek koleksiyonları farklı kullanım alanları için özel olarak tasarlayan Ece Ajandası, hem yeni yaşına özel, hem de 2010 için özel tasarımı olan İstanbul Ajandaları hazırladı.

Belirli bir sayıda üretilen 100. yıl ajandaları yarın ve 26 Aralık cumartesi günü Ece Ajandası’nın Bab-ı Ali Yokuşu üzerinde bulunan dükkanında tanesi beş kuruşa satılacak.
Ece Ajandası'ndan 100'üncü yıl kampanyası

Ölen yavrusunun başından ayrılmadı


Edirne'de bir sokak köpeğine Araba çarpınca, annesi saatlerle başından ayrılmadı...

Edirne'de bir sokak köpeği, otomobilin çarpması sonucu yavrusu ölen yavrusunun başından saatlerce ayrılmadı.

Yeniimaret mevkisinde bir otomobilin çarpması sonucu yavrusu ölen anne köpeğin hüznü görenleri duygulandırdı.

Anne köpeğin yürek burkan hali, çevredeki vatandaşları etkiledi.

Anne köpek, annelik içgüdüsünün tüm canlılarda ne kadar yoğun olduğunu da bir kere daha gözler önüne serdi.

Yavrusunu yalayarak hayata döndürmeye çalışan anne köpek, saatlerce yavru köpeğin başından ayrılmazken, bölgedeki kargaların da yavrusunun üzerine konmasına önlemek için çaba harcaması dikkatleri çekti.

Ölen yavrusunun başından ayrılmadı

Her altı kişiden biri kalp hastalığı geni taşıyor


Bilim adamları, az bilinen bir tür "kötü kolesterolün" Kalp Hastalıkları riskini artırabildiğini saptadı.

Britanya Kalp Vakfı’nın desteklediği araştırmada, kötü kolesterol olarak bilinen LDL’nin yanı sıra, Lp(a) olarak adlandırılan "lipoprotein"in de kalp hastalığına yol açabileceği belirlendi.

Birleşik Krallık medyasında çıkan haberlere göre, araştırma çerçevesinde Britanya ve Avrupa’da 16 bin kişinin genleri incelendi ve lipoproteinin üretimini kontrol eden 2 gen bulundu. Bu genlerin kalp hastalıklarıyla kuvvetli bağlantısı olduğu tespit edildi.

Araştırma prestijli New England Journal of Medicine dergisinde yayımlandı.

Araştırmayı kaleme alan Oxford Üniversitesi’nden Prof. Hugh Watkins, "İyi kolesterol olarak bilinen HDL ile zararlı LDL kolesterolünü hepimiz biliriz ancak bu saptanan, dikkat etmemiz gereken üçünçü bir sınıf kolesterol" dedi.

Watkins, "Artık Lp(a)’nın kalp hastalığının nedenlerinden biri olduğunu biliyoruz. Lp(a)’yı düşüren tedavilerin kalp krizlerini gerçekten önleyip önlemeyeceğini öncelikle araştırmalıyız" diye konuştu.

Lipoproteinin kalp hastalığı riskini nasıl artırdığı bilinmiyor ancak vücudun kan pıhtılarını çözme yeteneğini olumsuz etkiliyor olabileceği düşünülüyor.

Araştırmanın yazarlarından kalp-damar genetiği konusunda uzman Prof.

Martin Farrall da her 6 kişiden birinin kalp krizi riskini yüzde 50 artıran genlerden birini veya birden fazlasını taşıdığını söyledi.

Ancak Farrall, Lp(a)’sı yüksek olanlarda risk artışının LDL seviyesinin yüksekliğinin yarattığı riskten daha düşük olduğunu belirtti.
Her altı kişiden biri kalp hastalığı geni taşıyor

Makyaj ürünlerindeki tehlike


Rimel, far, fondöten gibi Makyaj ürünlerinin kanser, kısırlık ve hormon dengesizliğine yol açabilecek kimyasallar içerdiği bildirildi.

Merkezi Washington’da bulunan Çevre Çalışma Grubu (EWG) adlı kuruluşun yaptığı araştırmada, bir kadın ne kadar erken yaşta makyaj yapmaya başlarsa tehlikenin o kadar büyük olduğu belirtildi.

Daily Telegraph gazetesinin internet sitesindeki habere göre, Birleşik Krallık’ta 6 yaşındaki çocuklar için bile Güzellik ürünleri ve salonları bulunabiliyor.

EWG’nin 14-19 yaşındaki genç Kızlar üzerinde yaptığı araştırmada, bu kızların kullandığı güzellik ürünlerinde, daha önceki araştırmalarda kanser ve hormon sorunlarına yol açtığı tespit edilen "phthalates, triclosan, parabens" gibi kimyasallara rastlandı.

Araştırmada, 10’lu yaşlardaki kızların günde 17 çeşit güzellik ürünü, yetişkinlerin ise 13 çeşit ürün kullandıkları tespit edildi.
Makyaj ürünlerindeki tehlike

Dünya birinciliği Bursa mutfağı ile geldi


Araştırmacı Ömür Akkor tarafından yazılan "Bursa Mutfağı" adlı kitap, Dünyanın en prestijli yemek kitabı yarışması "Gourmand World Cookbook Awards"ta, "Yerel Mutfak" kategorisinde 2009’un en iyi kitabı seçildi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, şeflik yapan Ömür Akkor, Bursa’nın mutfak kültürünü tanımak amacıyla beş yıl önce köyleri gezmeye başladı.

Araştırmalarında hamur işlerinden sebze yemeklerine, et yemeklerinden tatlılara Bursa’nın zengin yemek kültürüne ait unutulmuş lezzetleri keşfeden Akkor, bunları "Bursa Mutfağı" adıyla kitaplaştırmaya karar verdi.

Mart ayında yayımlanan kitapta, 120’si ilk kez yayımlanarak dünya mutfak literatürüne giren 140 tarif yer alıyor.

Kitabıyla dünyanın en prestijli yemek kitabı yarışması "Gourmand World Cookbook Awards"a başvuran Akkor, hem bu yıl yayımlanan 136 ülkeden 5 bin civarındaki kitap arasında ilk 20’ye kalarak "2009’un En İyi Yemek Kitabı" finalisti olmasının hem de kitabının "Yerel Mutfak" dalında bu yılın en iyi yemek kitabı seçilmesinin mutluluğunu yaşıyor.

Ömür Akkor, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 yıl boyunca Bursa’nın tüm ilçe ve köylerinde gezerek, yemekleri kayıt altına aldığını belirtti.

Kayıt altına aldığı tarifleri 6 ay içinde düzenleyerek, yayınevine teslim ettiğini anlatan Akkor, mart ayında yayımlanan kitabın, Bursa mutfağının tariflerini düzenleyen ilk kitap olma özelliği bulunduğuna işaret etti.

Akkor, kitabının, "Gourmand World Cookbook Awards"ın "Yerel Mutfak" kategorisinde önce Türkiye’nin sonra da dünyanın en iyi kitabı seçildiğini belirterek, "Kitabım, ayrıca ilk 20’ye kalarak 2009’un en iyi yemek kitabı finalisti oldu. Şubat ayında Paris’te düzenlenecek kitap fuarında sonuçlar açıklanacak. Bundan sonrası için de çok umutluyum" dedi.

Kitabı yazdığında bu kadar başarı elde edeceğini tahmin etmediğini dile getiren Akkor, şunları kaydetti: "Kitabın içindeki tariflere baktığımızda, 140 tarifin 120 tanesi dünya mutfak literatürüne bu kitapla girdi. İçindeki tariflerden geçmişi 500 yıla dayananlar var. Tariflerin çoğu, beklenildiği gibi hamur işinden oluşmuyor. Et, bakliyat yemekleri ve tatlılar da çok önde. Ayrıca kitapta, Bursa mutfak kültürü ve adetleri de bulunuyor. Bayram, ölüm, düğün ve doğumlarda neler yendiği ve hangi ritüellerle yemeklerin sunulduğu kitapta yer alıyor."
Dünya birinciliği Bursa mutfağı ile geldi

Kalbin hafızası var mı?


milliyet.com.tr
David Waters, organ nakli yapılan hastalarda görülen oldukça sıradışı bir fenomenin son örneği. Trafik kazasında hayatını kaybeden 18 yaşındaki Kaden Delaney'nin kalbi, 24 yaşındaki Waters'a takıldığında, Waters'ın 'Burger Halkaları' adındaki halka şeklinde, hamburger tadındaki cipslere hiç ilgisi yoktu.
Waters, birdenbire bu tür abur cuburlar yemek istemesinin sebebini ancak iki yıl sonra çözebildi.
Kaden'ın ailesi, oğullarının kalbini taşıyan adamı bulmak için iz sürmüş ve kendisine ulaşmışlardı. İki taraf mail yoluyla haberleşmeye başladıktan bir süre sonra, Waters, Kaden'ın ailesine, oğullarının Burger Halkaları'nı sevip sevmediğini sordu.
Cevap oldukça şaşırtıcıydı, zira Kaden, hergün bunlardan yiyordu.
Avustralya'da yaşanan bu vaka, kişisel davranışlarımızla ilgili hafızaya sadece beynin sahip olmadığına dair teoriyi destekliyor.
Bilimadamları, en az 70 belgelenmiş bu vakayı yaşamış organ nakli hastası dosyası olduğunu söylüyor.
Bu örneklerin en meşhurlarından biri de Amerikalı Sonny Graham.
Graham'a, intihar eden Terry Cottle'ın kalbi nakledilmişti.
Nakilden sonra, 1995 yılında Graham, Cottle'ın dul eşi Cheryl ile tanışıp, aşık olup, onunla evlenmişti.
Oniki yıl sonraysa, Graham da gırtlağına dayadığı silahla intihar etmiş, Cheryl'i ikinci kez dul bırakmıştı.
Başka bir örnekteyse, sekiz yaşındaki bir kıza nakledilen, cinayet kurbanı 10 yaşındaki çocuğun kalbi 'katili yakalamıştı'.
Kız, nakilden sonra, organ bağışçısını öldüren adamla ilgili kabuslar görmeye başlamış, polis o zamana dek katili yakalayamasa da, kızın anlattıklarıyla yakalamış ve cinayet itiraf edilmişti.
Jemery Chapman, Uluslararası Organ Nakli Derneği başkanı "Bu tür bir iddianın dayandırılabileceği Bilimsel bir kanıt yok. Organ nakilleri etrafında çok fazla öykü dönüyor" diyor.
Ancak diğer araştırmacılar, "hücresel hafıza" olarak adlandırılan fenomenin, sadece kalp nakli yapılanlarla sınırlı olmadığını söylüyor.

Kalbin hafızası var mı?

Ünlü şarkıcının çılgın videosu


Ünlü Amerikalı şarkıcı ve TV yıldızı Jessica Simpson'un internette yayınlanan videosu hayranlarını şaşırttı. Videoda kulağının içine bir mum yerleştiren Simpson'un, çığlık çığlığa bağırdığı ve kahkaha attığı görülüyor. Simpson'un kulağına mumu kuaförünün tavsiyesi üzerine ve iç kulağındaki basınçı azaltmak amacıyla koyduğu açıklandı.


Ünlü şarkıcının çılgın videosu

80 lik Gülsüm Nine sevgilisine kaçtı


Kavak köyünde oturan Arslan, yaklaşık 2 ay önce yaşlılık maaşını almaya gittiği bankada sıra beklerken Akçalar beldesinde yaşayan Yıldız ile tanıştı. İddiaya göre, Yıldız, bir süre sonra Arslan’la evlenmek istedi. Fakat Arslan’ın 3 çocuğu bu evliliğe onay vermedi.
Bunun üzerine Arslan, 10 Aralık’ta “Hastaneye gidiyorum” diyerek evden ayrıldı. Arslan’ın eve geri dönmemesi üzerine yakınları durumu jandarmaya bildirdi. Jandarmanın babaannesi Arslan’ı 3 gün boyunca aradığını anlatan Mahmut Arslan (25), “Yıldız’ın babaannemi kaçıracağını düşünerek, durumu jandarmaya bildirdim. Babaannem, Yıldız’ın evinde bulundu. Fakat kaçırılmadığı, kendi isteğiyle gittiği ortaya çıktı. Durumu halam Hatice Üzümcü ile Marmaris’teki amcam Ahmet Arslan’a anlattım. Amcamın haberden sonra kalp krizi geçirdiğini öğrendim” dedi.
80’lik Gülsüm Nine sevgilisine kaçtı

Yüzden fazla kez bıçaklandı


Ok’un Sağlık durumu ciddiyetini koruyor. Obalar Caddesi’nde pazar günü 02.00 sıralarında kanlı ve çamurlu kıyafetlerle dolaşan, aldıkları uyuşturucu nedeniyle de kendinde olmayan 4 kişiyi durduran polis, kimlik kontrolü yaptı.

Birini bıçakladık!
Polisin, üzerlerindeki kanın nereden bulaştığını sorduğu şüphelilerden biri, “Birini bıçakladık, öldü” dedi. Ancak şüpheliler bıçakladıkları kişinin yerini tarif edemedi. Şüphelilerin gözaltına alındığı saatlerde bir inleme sesi duyan vatandaşlar, askerden yeni geldiği belirtilen Ok’u (21) kanlar içinde buldu. Ambulansla hastaneye yaralı ameliyata alındı. Ok’un ayakları, göğsü, sırtı ve başında 100’ün üzerinde kesik bulunduğu, ayrıca boğazının kesilmeye çalışıldığı belirlendi. Şüphelilerin Ok’la arkadaş olduğu iddia edildi.

Yüzden fazla kez bıçaklandı

Yürüyerek girdiği hastanede öldü


Yoğun bakıma alınan Kazancı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Hastanenin acil servisine önceki gün başvuran 4 çocuk annesi Kazancı’ya ilk müdahale yapıldı. Tansiyonunun düştüğü belirlenen Kazancı daha sonra eşiyle birlikte hastaneden ayrıldığı sırada bayıldı. Bunun üzerine tekrar acil servise yatırılan Kazancı’ya serum bağlandı. Tuvalete giderken tekrar bayılan Kazancı’nın kalbi durdu. Kalp masajıyla hayata döndürülen Kazancı hemen yoğun bakıma alındı. Ancak yoğun bakım ünitesindeki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Başhekime kafa attı
Acı haberi alan bir hasta yakını Kazancı’nın durumuyla ilgilenmek üzere yoğun bakım ünitesinde bulunan Başhekim Mahmut Tokaç’a kafa atarak darp etti. Gözaltına alınan hasta yakını karakola götürülürken, hastane yetkilileri polisten yardım istedi. Doktorların eşiyle ilgilenmediğini iddia eden Hakkı Kazancı, “Eşim iki kez bayılmasına ve hamile olmasına rağmen detaylı bir muayene yapılmadı. Hastane yönetiminden ve yetkililerden şikâyetçiyim” dedi. İki ay önce göreve başlayan Başhekim Tokaç ise Kazancı’ya gereken müdahalenin yapıldığını savundu. Kazancı’nın ölüm sebebinin emboli (beyin damarında tıkanıklık) ya da Domuz Gribi virüsünün neden olabileceğini sözlerine ekleyen Tokaç, “H1N1 virüsü ile ilgili hastadan alınan kan tahlile gönderildi” dedi.
Ölüm haberini alan bir hasta yakınının hiçbir şey söylemeden kendisine kafa attığını belirten Tokaç, bu kişiden şikâyetçi olduğunu kaydetti.
Yürüyerek girdiği hastanede öldü

Yılbaşı kostümleri tesettürlü modacıdan


Yılbaşında TRT 1 ekranında ücret almadan Sahne alacak olan Hülya Avşar, önceki gün TRT Tepebaşı Stüdyoları’nda kamera karşısına geçti. “Houte Couture - Kişiye Özel” isimli albümünde yer alan şarkıları ilk kez seslendiren Avşar, tesettürlü modacı Rabia Yalçın’ın hazırladığı iki kostümü giydi. TRT’den ücret talep etmeme nedenini “Birbirimize böyle jestler yapmalıyız. Ben de albümümü tanıtmış oldum” diye açıklayan Avşar, 6 şarkı seslendirdi. Neden Yalçın’ı tercih ettiği sorusuna ise Avşar, “Tarzı ve kupu çok hoşuma gidiyor. Provasız kıyafet dikilir mi? Rabia Hanım dikiyor. Provaya gitmeyi çok sevmiyorum” dedi.

‘Hülya Avşar, Angelina Jolie’den güzel’
Avşar’ın yılbaşı programında giydiği kostümleri yaklaşık 1,5 ayda tasarlayan ve Angelina Jolie gibi yabancı starlara da kıyafet hazırlayan Yalçın, son kontroller için çekimlerin yapıldığı TRT binasına geldi. Yalçın, şöyle devam etti:
“Tarzımı sevdiğini, ve standartın dışında olduğumu söyledi. Yılbaşında iki tane farklı kıyafet tasarlamamı istedi, kabul ettim. Avşar aradığım kadın. Hatlarını çok beğeniyorum. Gayet uygun ve sağlıklı buluyorum. Türk halkına uygun ve doğru mesaj veren hatları var. ‘Dönem giysileri tasarlayalım, herkesten farklı olalım’ dedik. Birlikte seçtik bu tarzı.”
“Jolie ile de yan yana geldiniz, Avşar’la da... Güzellik bakımından gönlünüz hangi yana kayıyor?” sorusuna Yalçın “Türk kadını herkesten güzeldir” diye yanıt verdi.

Yılbaşı kostümleri tesettürlü modacıdan

Uçak pistten çıktı: 91 yaralı


Kazada can kaybı olmadı, ancak 91 yolcu yaralandı. Miami’den gelen ve 6’sı mürettebat 154 kişi taşıyan uçak, sağanak yağmur yağarken inişe geçti. Ancak Boeing 737-800 tipi uçak, pistte çaprazlama patinaj yaparak sekti ve Karayip Denizi’ne 3-5 metre kala güçlükle durdu. Havayolu sözcüsü Tim Smith tarafından yapılan açıklamada, çarpma sonucu uçağın gövdesinin çatladığı, sol iniş takımının parçalandığı ve her iki motorun da ayrıldığı bildirildi. Kazanın ardından büyük paniğe kapılan ve kanlar içinde kalan yolcular, mürettebatın yardımıyla duman ve yakıt içinde kalan ve tavanı çatlayan kabinden çıkarıldı. 4 kişi ciddi bir biçimde yaralanırken, burun kırığı ve sırt incinmesi gibi nispeten daha hafif yaralar alan yolcular hastaneye kaldırıldı. Kimsenin hayati tehlike içinde olmadığı açıklandı. Uçağın inişe geçmeden önce çok şiddetli türbülanslara maruz kaldığı bildirildi.
Uçak pistten çıktı: 91 yaralı

Aile boyu intikam


Meksika’da uyuşturucu operasyonunda ölen Melquisedet Angula Cordoba isimli askerin Quintin Arauz’daki cenazesinin kaldırılmasından saatler sonra ailesinin evine giren silahlı kişiler Cordoba’nın annesini, kız kardeşini, ağabeyini ve teyzesini kurşun yağmuruna tutarak öldürdü.
Meksika’nın en çok aranan uyuşturucu tacirlerinden Beltran Leyva, 200 askerin düzenlediği operasyonla geçen hafta öldürülmüştü. Operasyon, hükümetin 2006’dan beri devam eden ve 16 bin kişinin öldüğü uyuşturucuyla savaşında alınan en önemli zafer olarak gösterilmişti.
Cordoba da operasyonun ardından hayatını kaybeden tek asker olarak halkın gözünde kahraman konumuna yükselmişti. Uyuşturucuya karşı savaşan asker ve polislerin isimleri Meksika’da gizli tutuluyor. Ancak çatışmalarda ölenlerin isimleri kamuoyuyla paylaşılıyor.

Definden hemen sonra bastılar
Cordoba’nın pazartesi gerçekleştirilen cenazesine büyük bir kalabalık katıldı.Aynı günün gecesinde Cordoba’nın evinin kapısını balyozla kırıp içeri dalan silahlı kişiler aile bireylerini kurşun yağmuruna tuttu. şiddet eylemleriyle ülkeyi kasıp kavuran uyuşturucu çetelerinin askere, “sadece siz değil, aileniz de namlunun ucunda” mesajı vermek için böyle bir şekilde gözdağı vermeyi seçtikleri belirtiliyor.

Aile boyu intikam

Üç kişiye 180 er bin TL


Şans Topu oyununun bu haftaki çekilişinde, 5 artı 1 bilen 3 kişi 180 bin 850 TL 95’er Kr ikramiye kazandı. 5 bilenler bin 644 TL 25’er Kr, 4 artı 1 bilenler 157 TL 75’er Kr, 4 bilenler 16 TL 45’er Kr, 3 artı 1 bilenler 9 TL 15’er Kr, 3 bilenler 2 TL 5’er Kr, 2 artı 1 bilenler 2 TL 85’er Kr,
1 artı 1 bilenler de 1 TL 45’er Kr ikramiye alacak.
Üç kişiye 180’er bin TL

‘Arkadaşıma gidiyorum diyen kızın cesedi bulundu


Beldede ailesiyle birlikte yaşayan Demir, pazar günü kullandığı antidepresan ilaçları ve cep telefonunu da yanına aldı ve bisikletiyle arkadaşına gideceğini söyleyerek evden ayrıldı. Genç kızın akşam eve dönmemesi üzerine ailesi durumu jandarmaya bildirdi.
Arama çalışması başlatan Jandarma, Demir’in bisikletini Şehitler Göleti kenarında ulaştı. Demir’in cesedi gölette bulundu. Ceset dalgıçlar tarafından göletten çıkarıldı.
‘Arkadaşıma gidiyorum’ diyen kızın cesedi bulundu

Aramızda husumet vardı


Madde bağımlısı olan ve sorgulandığı ilçe emniyet müdürlüğünde uyuşturucu krizi geçirdiği için hastaneye getirilen şüpheli, “Aramızda husumet vardı. Onu korkutmak istedim. Önce kabza ile kafasına vurdum. Sonra bacağına yaralamak için ateş ettim” dedi.
Bandırma Cumhuriyet Savcılığı’nın gizlilik kararı verdiği cinayetle ilgili soruşturma kapsamında polis adı açıklanmayan iki kişiyi daha arıyor.
Aramızda husumet vardı

Emniyet amiri yoldan geçerken vuruldu


İddiaya göre, emekli polis memuru Eraydın Kahraman (55), miktarı belirlenmeyen alacağını istemek için önceki gün Hakan Uysal’ın (27) evine gitti.
Bu duruma kızan Uysal, Mezitli Belediye binası önünde buluşarak konuşmayı teklif etti.

Kavga edenler de yaralı
Kısa bir süre sonra belediye önünde buluşan iki kişi arasında alacak verecek nedeniyle tartışmaya başladı. Bu kişiler ve beraberlerindekilerin de katıldığı tartışma, kısa sürede kavgaya dönüştü.
Kavga sırasında, emekli polis memuru Karaman tabancayla ayağından, Uysal da yumruk darbeleriyle yaralandı. Kavgaya karışanların açtığı ateş sırasında otomobiliyle eşiyle alış verişten dönen Mersin Polis Okulu’nda görevli emniyet amiri Karabulut’un başına kurşun isabet etti.
Ağır yaralanan Karabulut, hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Karabulut’un hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Olayla ilgili beş kişi gözaltına alındı.

Emniyet amiri yoldan geçerken vuruldu

Vekilin lastiğini polis mi kesti?


Ak Parti Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran’ın Kavaklıdere’de Trafik polislerine hakaret edip, üzerlerine yürüdüğü öne sürüldü. Polisler tutanak tutarak İşbaşaran’dan şikâyetçi oldu. İşbaşaran’ın alkollü olduğu öne sürüldü.
Edinilen bilgiye göre; geçtiğimiz pazar günü saat 03.30 sıralarında Karum İş Merkezi önünde trafik uygulaması yapan polis ekipleri, İşbaşaran’ın aracına ceza yazmak istedi. Sürücüden ehliyet ve ruhsatını isteyen polisler, İşbaşaran’ın tepkisiyle karşılaştı. İşbaran, kendisini tanıttıktan sonra polislere hakaret etmeye başladı. İşbaşaran’ın polislere, “Benim aracımı durdurmazsınız. Ben milletvekiliyim. Emniyet müdürünüz gelsin, valiniz gelsin” diyerek tepki gösterdiği ileri sürüldü.
İşbaşaran daha sonra içinde sanatçı Çiğdem Tunç ve iki kadının daha bulunduğu araçla olay yerinden ayrıldı. Trafik polislerinin gelişmeleri üstlerine aktarması üzerine Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir’in şikâyetçi olmasını istediği belirtildi. Polisler, şikâyetçi oldu. İşbaşaran ise AA’ya yaptığı açıklamada, şöyle dedi:
“Evlelik yıldönümümüzdü. Eşim, baldızım ve kızımla yemekten dönüyorduk. Arabayı şoför Oktay Bulut kullanıyordu. Polisler, arabayı durdurdu, ehliyet ve ruhsat istedi. Şoför, evrakı verdi. Alkol kontrolü yaptılar, bir şey çıkmadı. Aracın ön tarafında ‘milletvekili araç kartı’ duruyordu.

‘Lastiği yardılar’
‘Bu milletvekili aracı, kontrolü yaptıysanız, bırakın gidelim’ dedim. Polisler, ‘Nereden bilelim milletvekili olduğunu, kimliğini göster’ dedi. Kimliğimi gösterdim, ‘Sen de kimliğini çıkar’ dedim. Polis, ‘Elbisem yetmiyor mu?’ deyince, ‘Her polis kıyafeti olan polis mi?’ diye sordum. Polis, ‘Ben kimliğimi göstermem’ dedi. Beklerken arabamın lastiğini de patlattılar. Orada 15-20 polis vardı, hangisinin yaptığını bilemiyorum. Ama polisler tarafından yapıldığı kesin.” İşbaşaran, “Çiğdem Tunç, eşimin arkadaşıdır. O da bizimleydi” dedi.


‘Emniyette çete var’
NTV’ye konuşan Ak Partili İşbaşaran şunları kaydetti: İçişleri Bakanı’na, Emniyet Genel Müdürü’ne ve Ankara Emniyet Müdürü’ne sesleniyorum gereğini yapsınlar, yoksa hukuki yollara başvuracağım. Genelkurmay’ın bugünkü (dün) açıklamasından sonra net olarak anlaşıldı ki, Emniyet Müdürü’ne karşı polisin içinde tezgâh var. Yakalanan subaylar kâğıt yutmuş, kroki çıkmış, bunlar komedi. Belli ki ortada bir tezgâh, Emniyet içinde çete var. Çetecikler, hükümet ile TSK’nın arasını bozmak istiyor.”
‘Yeni tanıştım’
Çiğdem Tunç, İşbaran’ın açıklamasının aksine vekilin ailesiyle restoranda tanıştıklarını söyledi. Tunç, “Ankara’da ‘Eski Dostlar’ grubuyla bir düğünde Sahne aldık. Daha sonra gece boyunca özellikle hanımlarla sohbet ettik. Gece bitiminde bizleri gideceğimiz yere bırakmayı teklif ettiler. Kabul ettik. Polis bizi durdurdu ve bu kavga yaşandı. Biz otomobilden dışarı çıkmadık. Ne konuşuldu bilmiyorum” dedi.
Vekilin lastiğini polis mi kesti?

23 Aralık 2009 Çarşamba

2 kişiyi otomobil içinde katlettiler


İlçenin Işıklı köyünde önceki gece saat 01.00 sıralarında 38 AK 833 plakalı Otomobil içinde iki kişinin cesedini gören köylüler jandarmaya Haber verdi. Jandarmanın yaptığı incelemede Köksal Kırlak (35) ile Mustafa Boz’un (25) başlarından tabancayla vurularak öldürüldükleri ortaya çıktı. Araçta altı adet 7.65 milimetre çapında boş kovan ile bir mermi çekirdeği bulundu. Cesetler otopsi için Trabzon Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
2 kişiyi otomobil içinde katlettiler

Kayınvalidesiyle baldızını öldürdü


İddiaya göre Güler Atay, taksi şoförü eşi Şehmuz Atay’la 2 ay önce tartışarak annesi Gülfem Kukuk’un evine döndü. Şehmuz Atay da dün sabah, barışmak istediğini söyleyerek silahla kayınvalidesinin evine gitti. Ancak tartışma çıkınca Şehmuz Atay üzerinde taşıdığı tabancayı çıkardı ve ateş etmeye başladı. Gülfem Kukuk ve kızı Güler Kukuk aldığı kurşun yaraları yüzünden yaşamını yitirdi. Güler Atay ise olaydan yara almadan kurtuldu. Polis Şehmuz Atay’ı yakaladı.
Kayınvalidesiyle baldızını öldürdü

Yanan hastanede fatura skandalı


7 ay önce meydana gelen yangının ardından ameliyathaneleri devre dışı kalan ve sadece acil ve poliklinik hizmeti veren Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi’nde onarım çalışmaları başladı.

‘Bir talihsizlik yaşandı’
Çalışmaları hastanede düzenlediği toplantıyla duyuran İl Sağlık Müdürü Özcan Akan, “Ölen hasta yakınlarına tedavi masraflarını içeren faturalar göndermişsiniz. Doğru mu?” şeklindeki bir soruyu, “Bir talihsizlik yaşandı. Faturalar ölen hasta yakınlarına yanlışlıkla gitti. Alt kademedeki arkadaşlarımızın hatası oldu. Hata fark edilir edilmez, evlerine giderek faturalar geri alındı ve kendilerinden özür diledik. Yanlışlık düzeltildi” diye yanıtladı.
Yanan hastanede fatura skandalı

TÜRK KIZI SİNEM ABD Yİ FETHETTİ


Finale kalan 4 şarkıdan biri olan, Yunanlı Phoenix Reigin grubunun “Constantinepole 1453” isimli Türkleri karalayan, politik şarkısına karşı uzun süre başa baş yarışan Sinem, Dünyanın dört bir tarafından gelen Türklerin oylarıyla Yunanlı rakibine büyük fark attı. Türkiye saatiyle 19.00 ’da sona eren oylamanın ardından Sinem ’in, yarışmada oyların yüzde 72 ’sini, Yunanlı grubun oylarının ise yüzde 22’de kaldığı öğrenildi.
TÜRK KIZI SİNEM ABD’Yİ FETHETTİ

Kayıp yelkenci Karayipler de ortaya çıktı


St. Maarten polis sözcüsü, geçen cumadan bu yana Kayıp olan Dekker’in adada olduğunu ve genç kızın Hollanda’ya gönderilmesine çalışıldığını belirtti. Dekker, bu yılın başında yelkenlisiyle tek başına dünya turuna çıkmak istemiş ancak isteği mahkeme tarafından “bu yaşta dünya turuna çıkamayacağı” gerekçesiyle reddedilmişti.
Kayıp yelkenci Karayipler’de ortaya çıktı

Asistanı yavaş yavaş soymuş


İrlanda mahkemesi Hawkins’in hesaplarını dondurdu. Clayton’ın avukatının yaptığı açıklamaya göre, Hawkins daha önce 2008’de sanatçının banka hesabından 13 bin euro çaldığını itiraf etmiş, asistanına acıyan Clayton onu işten atmayarak bazı yetkilerini elinden almakla yetinmişti. Ancak bir yıl sonra, Clayton’ın hesaplarında bir takım tutarsızlıklar fark edilince, Hawkins’in 13 ay boyunca günde iki defa olmak üzere 600’er euro’luk meblağları hesabına geçirdiği anlaşıldı.
Asistanı yavaş yavaş soymuş

YILIN EN SAÇMA CÜMLELERİ


* Paris Hilton, İngiltere Başbakanı Gordon Brown’a ismini soruyor: “Gordon.. Gordon Ramsay’di (aşçı) değil mi?”, “Susan Boyle eğer güzel kıyafetler giyerse gerçekten seksi görünebilir.”

* Kate Moss: “Hiçbir şey zayıf olmak kadar lezzetli olamaz.”

* Cameron Diaz: “Sörf yapmak benim için çok ruhani. Tanrı’yla doğrudan ilişkide olmak gibi.”

* Sienna Miller: “Sigarayı çok seviyorum. Bence Sigara içmeye ne kadar olumlu yaklaşırsanız o kadar az zararlı oluyor.”

* Sarah Jesica Parker: “Bebek bezlerinin kokusuna bayılıyorum. Hatta ıslak olduklarında daha da çok seviyorum, fırından yeni çıkmış ekmek gibi sıcacık oluyorlar.”

* Thierry Henry: Fransa’yı İrlanda karşısında Dünya Kupası finallerine taşıyan golü eliyle attıktan sonra: “Elimle attım. İtiraf ediyorum, ama ben hakem değilim.”

* Britney Spears: Manchester şehrindeki konserde seyirciye sesleniyor: “Nasılsın Londra?”

* Tom Cruise: Valkyrie filminden bahsediyor: “Hep Hitler’i öldürmek istemişimdir. Tarih okuyan ve belgesel izleyen bir çocuk olarak sürekli neden birinin çıkıp onu durdurmaya çalışmadığını merak ederdim.”

* Edward Whitacre Jr.: Amerikan Otomobil üreticisi General Motors’un genel başkanlığına atandığındaki yorumu: “Arabalar hakkında hiçbir şey bilmiyorum, ama iş iştir ve bunu da öğrenebileceğimi düşünüyorum.”
YILIN EN SAÇMA CÜMLELERİ

İmparatorun veliahtı kim olacak?


Hepatit’e yakalandı
İTALYAN modacı Giorgio Armani’nin hepatit hastalığına yakalanmasının ardından sektörde en çok 2.4 milyar dolarlık (3.65 milyar TL) dev firmada iplerin kimin eline geçeceği konuşulmaya başlandı. Hastalandıktan sonra zayıflayan ve her zamanki dinç görünümünü kaybeden ve geçen ekimde Moskova’da yaptığı açıklamada “Elbette ölümsüz değilim, sonsuza kadar işin başında kalmayacağım. Devretmenin zamanı hiç şüphesiz gelecek” diyen Armani, imparatorluğunun başına kimin geleceği konusunda pek sır vermiyor. Muhtemel isim olarak en çok Armani’nin yeğeni Roberta’dan söz ediliyor. Fakat yine kurt modacı, şirketin gelecekle ilgili planlarını açık etmemekte çok titiz davranarak soruları geçiştiriyor.

Ford’un hayatı kâbusa döndü
MODA firmalarında direksiyonun gençlere devredilmesi her zaman sorunlu bir süreç oldu. Tıpkı Ralph Lauren (70), Oscar de la Renta (77), Karl Lagerfeld’de (71) olduğu gibi. Moda dünyası, kurucunun moda evinden ayrılmasından sonra onun izinden gitme misyonunu üstlenen pek çok tasarımcının başarısız deneyimlerine tanık oldu. 1999’da YSL’nin başına gelen Tom Ford hayatının kâbusa döndüğünü açıklarken, Valentino’yu satın alan Permira’yı yöneten Alessandra Facchinetti, görevi ancak bir yıl sürdürebildi. Dior’da Ferre’nin yerine 2007’de gelen Lars Nilsson da 5 ay sonra kovuldu.
İmparatorun veliahtı kim olacak?

Emekli astsubay şarkıcıyı vurdu


Kuşadası’nda, emekli Astsubay N.S. (55) eşini telefonla sürekli taciz ettiğini öne sürdüğü amatör ses sanatçısı Gültekin Polatlı’yı (30) tabancayla vurarak öldürdü.
Mayıs 2008’de eşi A.S. ile Kuşadası’na gelen emekli Astsubay N.S, Barlar Sokağı’ndaki bir mekânda garsonluk yapan Gültekin Polatlı ile tanıştı. İddiaya göre Polatlı, çiftin İzmir’e dönmesinden bir süre sonra A.S.’yi telefonla arayarak taciz etmeye başladı. Bunun üzerine A.S. durumu eşine anlattı. Telefonda uyardığı Polatlı tacize devam edince, N.S. de savcılığa şikâyette bulundu. Ancak Polatlı’nın eşini tacizden vazgeçmediğini öne süren N.S. önceki gün Kuşadası’na geldi.
Polatlı ile saat 23.00 sıralarında bir çay ocağında karşılaşan N.S., tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine tabancasını çekerek ateş etti. Vücuduna 8 kurşun isabet eden Polatlı kurtarılamadı. Gözaltına alınan N.S.’nin, “Eşimi sürekli taciz ettiği için psikolojim bozuldu. Tacizlerini sıklaştırınca dayanamadım vurdum” dediği belirtildi. Arkadaşları Polatlı’nın albümündeki bir parçayı A.S. için seslendirdiğini öne sürdü.
Emekli astsubay şarkıcıyı vurdu

Vali: Bu bir cinayettir


Bakırköy’de 2.08 promil alkollü sürücü İbrahim Ilıca’nın çarparak Şehit ettiği polis memuru Kemal Demir için dün İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tören düzenlendi. Törende Demir’in eşi sinir krizi geçirirken, polis memurunun 3 yaşındaki oğlu Ceyhun, babasını, kendisine aldığı Yunus polis üniformasıyla uğurladı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesi’ndeki yerleşkesinde düzenlenen törene İstanbul Valisi Muammer Güler, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Kemal Demir’in ailesi, yakınları ve meslektaşları katıldı.
Şehit polis Kemal Demir’in naaşı emniyet önüne getirildiği sırada yakınları ağıt yaktı. Kemal Demir’in sinir krizi geçiren eşi Asuman Demir’i kayınvalidesi ve yakınlarını, kadın Trafik polisleri teselli etti.

‘Ortadaki tablo ibret verici’
Törende bir konuşma yapan Vali Güler, Türk Ceza Kanunu’nda 2005 yılında “bilinçli taksir” ve “olası kast” düzenlemeleri yapıldığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Bu olay kesinlikle ‘taksir’ değildir, ‘bilinçli taksir’ de değildir, bir kasta dayanmaktadır. Bu bir cinayettir. Ortadaki tablo ibret vericidir. ‘Pişmanım’, ‘Çok pişmanım’ şeklindeki ifadeler bir anlam ifade etmiyor. Pişmanlıkların toplum adına ve yargı kararlarıyla mutlaka bedeli ödetilmelidir. Bağımsız Türk yargısının bu olayın ve benzer olayları, mutlaka ‘olası kasıt’ şeklinde değerlendireceğini ifade ediyor ve bunu Türk yargısından bekliyoruz.”
Konuşmaların ardından Demir’in bayrağa sarılı naaşı memleketi Giresun’un Tirebolu ilçesine gönderildi.
Vali: Bu bir cinayettir

Ağacımı kes beni de kes


Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Beyobası beldesinden geçen Yuvarlakçay Irmağı’na kurulacak hidroelektrik santralı (HES) için 300-400 yıllık anıt çınarlar da dahil binlerce ağacın kesilmesi çevrecileri harekete geçirdi.
Kendilerini zincirledikleri ağaçlara Türk bayrakları asan çevreciler, kesimde kullanılan hızar ve baltaları da ırmağa fırlattı. Akfen Holding tarafından yapımına başlanan hidroelektrik santralına karşı oluşturulan Yuvarlakçay Koruma Platformu’nun bölgeye düzenlediği yürüyüşe İl Genel Meclisi Üyesi Burak Erbay, Köyceğiz Belediye Başkanı CHP’li Salih Erbay, Ortaca Belediye Başkan Vekili CHP’li Cemil Durak’ın da aralarında bulunduğu yaklaşık 400 çevreci katıldı.
60 metre eninde yol açabilmek için binlerce ağacın kesilmesine tepki gösteren köylüler ve çevreciler, 30 TL yevmiye ile kesime katılan bazı köylülerle tartıştı. Ağaç kesiminde kullanılan balta ve hızarları ırmağa fırlatan göstericiler, kendilerini ağaçlara zincirledi.
EPDK’dan alınan 48 yıl 2 aylık üretim izniyle Akfen Holding’e bağlı Beyobası Enerji Üretimi A.Ş. tarafından yürütülen santral çalışmaları sırasında doğanın katledildiğini belirten çevreciler, ırmakta kano ile rafting yaparak eyleme destek verdi. Marmarisli Turizm işletmecisi Vedat Vural, ırmakta rafting yaptıktan sonra, gözyaşları içinde “Suyumuzu kesin, ağacımızı kesin, beni de kesin” diye bağırdı.

ÖÇKK’ya siyah çelenk
Köyceğiz Festival Alanı’nda stant açıp santral çalışmalarının durdurulması için imza kampanyası başlatan bir grup çevreci, daha sonra sloganlar eşliğinde Özel Çevre Koruma Kurumu (ÖÇKK) Müdürlüğü binasına yürüdü. Çevreciler, üzerinde “ÖÇKK Uyuma Sahip Çık Suyuma” yazılı siyah çelengi bina önüne bırakıp, belirledikleri bir temsilciyi yetkililerle görüşmesi için içeriye yolladı. Görüşmeden sonuç alınamadığını söyleyen çevreciler eylemlerine devam edeceklerini açıkladı.
‘Cennet köşe kurtulsun'
Platformun sözcüsü Reşat Uygun, “Nükleer santral ve fosil yakıtlı lobilerin çabalarıyla Meclis’te bekletilen yenilenebilir enerji kanunu derhal çıkarılmalı, adeta yangın yerine dönen ülkemizin bu cennet köşesi kurtarılmalıdır” dedi. Köyceğiz Belediye Başkanı CHP’li Salih Erbay, “Bölgede rüzgâr ve güneş enerjisiyle elektrik temin edilebilecekken doğa katliamının ne anlamı var? Yuvarlakçay’da yapılan resmen bir katliamdır” diye konuştu.
Ağacımı kes beni de kes

Avrupa da buzul çağı


Avrupa’nın bazı bölgelerinde kar kalınlığı yarım metreye ulaşırken, Fransa, Almanya, Hollanda, Portekiz ve İspanya’da birçok otoyol trafiğe kapandı.
* Polonya’da gece -33 dereceye kadar düşen hava sıcaklığı yüzünden donanların sayısı 42’ye yükseldi. Sıcaklığın eksi 20 dereceye düştüğü Polonya’da polis, halktan evsizlere yardımcı olmalarını istedi. Ölenlerden çoğunun evsizler olduğu açıklandı.
* Ukrayna’da soğuklar 27 kişinin ölümüne neden oldu.
* Almanya’da kar yağışının neden olduğu kazalarda 6, Avusturya’da 3 kişi hayatını kaybederken, Fransa’da 2 evsiz öldü.
* Macaristan’da 5 gündür süren dondurucu soğuklarda 3 kişi öldü.
* Fransa’da 2 milyon kişi elektriksiz kalırken, Fransız sivil havacılık kurumu, havayolu şirketlerinden kar yağışı nedeniyle uçuşlarının yüzde 20’sini iptal etmelerini istedi. Paris’te buzlanma nedeniyle bir arabayla bir trenin çarpışması sonucu 36 kişi yaralandı. Marsilya’da evsiz bir Polonyalı ölü bulundu.
* Belçika-İtalya arası tren seferleri, rayların buzlanması nedeniyle ertelendi.
* Sicilya’da Savunma Bakanlığı tarafından kaldırılan helikopterler acil yardıma ihtiyacı olanlar için tahsis edildi.
* Finlandiya’da buzlanan yollar yüzünden en az 4 kişi öldü.
* İspanya’da şiddetli kar yağışı karayolu ve tren seferlerini altüst ederken yüzlerce uçuş da iptal edildi.
* İngiltere ile Fransa arasında, Manş denizinin altından yapılan tren seferleri de hava koşulları nedeniyle durdu.
* Bulgaristan’da da hayatı olumsuz etkileyen aşırı soğuklarla birlikte yağan kar ülke genelinde 130 yerleşim yerinin elektriksiz kalmasına yol açtı. Yağışlar yüzünden Balkan Dağı’nın Kotlenski ve Dülinski geçitleri geçici olarak trafiğe kapatıldı.
* Hırvatistan’ın başkenti Zagrep’te meydana gelen tren kazasında 52 kişi yaralandı.
Avrupa'da buzul çağı

‘Ece ler zehirlendi mi?


Şanlıurfa’da, 3 kardeşin 2 gün arayla ölmesinin ardındaki sır perdesi aralanamadı. Testlerde Domuz Gribi virüsüne rastlanmayan küçük çocukların, evlerinin bitişiğinde bulunan ve kısa süre önce ilaçlanan arpa deposundan zehirlenmiş olabilecekleri ihtimaline karşı numuneler alındı.
Abdülrezzak-Zeliha Ece çiftinin çocukları Hedal (7) ile Sait Ece (5), perşembe günü yüksek ateş, öksürük ve kusma şikâyetiyle Özel Ufuk Tıp Merkezi’ne götürülmüştü. Çocuk doktoru Salih Cer’in soğuk algınlığı teşhisi konduğu Ece kardeşler, serum tedavisi uygulandıktan sonra antibiyotik ve ilaçları yazılarak evlerine gönderildi. Ancak 2 kardeş cuma sabahı yataklarında ölü bulundu. Ailenin geride kalan tek çocuğu İzzet (1) de aniden ateşlenince kaldırıldığı Şanlıurfa Çocuk Hastanesi’nde pazar günü hayatını kaybetti. 3 kardeşten alınan doku ve kan örnekleri Adana Adli Tıp’a gönderilmişti.

Validen taziye ziyareti
Aileye taziye ziyaretinde bulunan Vali Nuri Okutan, Adli Tıp Kurumu’nda yapılan kan analizlerinde domuz gribi virüsüne rastlanmadığını kaydetti. “O konuda hiçbir şüphe yok. Sonuç negatif çıktı” diyen Okutan, şöyle konuştu: “Evin yanındaki boş bir dükkân arpa ambarı olarak kullanılıyor. Burası kısa süre önce ilaçlanmış. Ölümlerin depodaki ilaçlamaya bağlı zehirlenmeden kaynaklanabileceği konusu da bize iletildi. Bu konu da araştırılıyor.”
Depoya dün öğle saatlerinde giden Olay Yeri inceleme ekipleri, arpalardan numune aldı. Depo sahibinin de araştırıldığı kaydedildi. Polislerin çalışmasını izleyen Abdülrezzak Ece, “Bizim yiyecekler ve arpadan birer parça numune aldılar. Çocuklarımın ölüm nedeni henüz netleşmedi. Bütün mahalle sakinleri de tedirginiz” dedi.
Babanın en acı anı
Çocukları Hedal ve Sait’i toprağa veren Ece ailesi en küçük oğulları İzzet’i de dün akşam gözyaşları arasında defnetti. Baba Abdülrezzak Ece, küçük çocuğunun kefenlenmiş cenazesini gözyaşları arasında kollarında taşıdı.
DOKTOR: GRİBAL ENFEKSİYON VARDI
3 kardeşİn peş peşe ölümlerini duyunca şaşırdığını ve çok üzüldüğünü vurgulayan Doktor Salih Cer de şöyle konuştu:“Muayene ettiğim hasta çocukta, gribal enfeksiyon belirtilerine rastladım. Herhangi bir zehirlenme şüphesine rastlamadım. Gribal vakalarda kullanılan ilaçları yazdım. Bu ilaçlardan ötürü şimdiye kadar kimse ölmedi. Adli Tıp raporu çıkmadan hemen hekim suçlandı. Bu durum benim psikolojimi de çok bozdu. Diyelim ki ben 2 kişiyi hatalı muayene ettim, 3’üncü çocuk neye bağlı olarak vefat etti. Kan örneklerinde domuz gribi şüphesi çıkmadı. Büyük bir ihtimal ölümler zehirlenmeye bağlı olabilir.”
‘Ece’ler zehirlendi mi?