10 Nisan 2010 Cumartesi

İşte Avatar daki Türk



Çılgın Türkler, bu kez Hollywood sahnesine çıktı. İşte Avatar'ın yıldızı, görsel etki sanatçısı Coşku Özdemir...
Her biri Türkiye'de doğup kariyerini ABD'de sürdürme kararı alan genç yeteneklerimiz, tüm Dünyanın hayranlıkla izlediği filmlere imza attı.
Buna son örnek ise Coşku Özdemir oldu. Daha önce 'Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu' filminde Dijital artist olarak görev yapan Türk genci, James Cameron'un görsel şölen sunduğu Avatar filminin ekibinde de kendisine yer bulmayı başardı. Avatar'ın dillere destan görsel efektlerine imzasını atan Coşku Özdemir, "Iron Man 2" filmine de adını yazdırdı. Coşku Özdemir'in dışında birçok Türk genci, görsel alanda Hollywood filmlerine imza atarken Türk tasarımcı Emrah Yücel, Kill Bill gibi dünyaca ünlü filmlerin afişlerini tasarlayarak adını duyurdu.
MÜZİĞİN ALTIN ÇOCUĞU
Oscar ödüllü müzisyenlerle aynı akademide Eğitim gören Rahman Altın, şu sıralar başrolünde Tom Cruise'un oynayacağı filmin müzikleriyle ilgileniyor. Alkın, genç yaşına rağmen Hollywood'da en önemli yetenekler arasında gösteriliyor.
EFEKT DALINDA GÖZDE
Bir diğer Türk genci Serkan Zelzele ile Hollywood'un dev yapımlarında çalışan Burak Yarkent, Rocky 6'ya imzasını attı. Yarkent'in efektlerine imza attığı bir diğer Hollywood filmi ise 'Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı" filmi oldu.
OSCAR'A EN YAKIN GENÇ
Oscar adayı olan Gopher Broke filminin karakter tasarımcısı olarak çalışan Cemre Özkurt, 13 yaşında başladığı mesleğinde kısa sürede adını duyurdu. Özkurt, yeni karakterler sayesinde Oscar heykelciğini kucaklayacağına inanıyor.
İşte Avatar'daki Türk

Avatar romandan çalıntı mı?




Strugatsky kardeşlerin "Noon Universe" serisinin kahramanları Avatar'dakilere oldukça benziyor. Avatar'ın yönetmeni Cameron ise "intihal" iddialarını reddediyor.

Hasılat rekorları kıran Avatar filminin konusunun "çalıntı" olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz! Avatar'ın, Rus Arkady ve Boris Strugatsky kardeşlerin Sovyet döneminde yazdığı bilim-kurgu Roman serisi "Noon Universe"e benzerliği dikkat çekiyor.

James Cameron'un filmi Avatar, Pandora adlı bir gezegende yaşayan Na'vi ırkını anlatıyor. Yemyeşil Pandora, Strugatsky'lerin kitabında da geçiyor. Film de kitap da 22. yüzyılı konu ediniyor. Cameron'un Na'vi'si ise kitapta Nave olarak geçiyor.
Avatar romandan çalıntı mı?

2010 un ilk güneş tutulması bugün


Halkalı güneş tutulması bugün sabah erken saatlerde gerçekleşecek. Yılınilk bu ilk güneş tutulması Türkiye'den kısmi tutulma şeklinde izlenebilecek.

Yılın ilk parçalı güneş tutulması bugün erken saatlerde gerçekleşiyor. Kandilli Rasathanesi internet sitesinde belirtiliğine göre tutulma Türkiye'den kısmi olarak izlenebilecek.

Şekilde görüldüğü gibi halkalı Güneş tutulması Afrika, Hint okyanusu ve Asya'nın doğusunu kat eden kırmızıyla çizilmiş 300 km genişliğindeki tutulma hattından halkalı olarak izlenebilecek.

Tutulma, mavi çizgilerle taralı çok geniş bir alan içinde kalan Doğu Avrupa, Afrika, Asya ve Endonezya'yla birlikte Türkiye'den de güneş doğarken parçalı tutulma olarak izlenecek.

Halkalı tutulma Ay'ın gölgesinin Türkiye saati ile 07:14'de Afrika'nın ortasına düşmesiyle başlayacak. Gölge 3 saat 45 dakika süreyle 12,900 km yol kat ederek 10:59'da Dünya'yı terk edecek.

09 06'da Ay'ın gölgesi Hint okyanusu üzerindeyken (01o37.4' Kuzey enlemi, 069o17.4' Doğu boylamı) en uzun tutulma süresi ve en büyük örtülme gerçekleşecek. Burada halkalı tutulma 11 dakika 08 saniye sürerken, örtülmede yüzde 92 ile en büyük değerine ulaşacak.
2010'un ilk güneş tutulması bugün

Bu site Demet i çok kızdıracak


Demet Akalın'a 'facebook' şoku...
Ünlü şarkıcıyı sevmeyenler internette grup kurdu!
Uzun süredir küs olduğu Hande Yener ile barışan Demet Akalın’ın başı bu sefer sevmeyenleriyle dertte.
ayakligazete.com'un haberine göre ünlü popçuyu sevmeyenler popüler Arkadaşlık Sitesi Facebook’ta birçok grup kurdu. Bu gruplar arasında en dikkat çekeni ise “Anti Demet Akalın” oldu.
Ünlü popçuyu çok kızdıracak grupta, Akalın’ın hem Türk hem de dünyaca ünlü starları taklit ettiğini öne süren fotoğraflar yayınlanıyor.
Bu site Demet’i çok kızdıracak

Kaddafi nin oğlunu böyle eğlendirmiş


Beyonce'nin en utanç verici anı ABD’li şarkıcı Beyonce’nin, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu için ettiği dansın fotoğrafları yayınlandı
.İngiliz Daily Mail Gazetesi’nin “Beyonce’nin en utanç verici anı” olarak tarif ettiği fotoğraflarda, Muatsim-Billah Kaddafi masada eğlenirken Beyonce da striptiz kulübü gibi dekore edilmiş mekanda davetlileri eğlendiriyor.
Beyonce ve yapımcı eşi Jay-Z, en çok kazanan ünlülerden olmalarına rağmen, seksi şarkıcı oğul Kaddafi’nin 2 milyon dolarlık teklifini reddedememiş ve St. Barts adasındaki yeni yıl partisinde sahneye çıkmıştı.
Nikki Beach'teki bu özel partide Sahne alması için Beyonce'ye 2 milyon dolar (yaklaşık 3 milyon TL) ödendiği öne sürülmüştü.

33 yaşındaki Kaddafi’nin yılbaşı günü eşi Alina Skaf’ı dövdüğü iddia edilmiş, üç koruması polisi engellediği için gözaltına alınmıştı. Hastaneye kaldırılan Skaf’ın burnunun kırıldığı iddia edilmişti.
Kaddafi'nin oğlunu böyle eğlendirmiş

Levent Kırca ya Habur cezası




- RTÜK, ünlü sanatçı Levent Kırca’ya ‘’Mizah Cezası’’ verdi. RTÜK, Fox TV’de 14 Kasım 2009 günü yayınlanan ‘’Olacak O Kadar’’ adlı programda yer alan ‘’Öpüşün Barışın, Pop Star ve Evlilik Kararı’’ adlı skeçleri, yayın ilkelerine ters buldu ve kanala uyarı cezası verdi.

RTÜK’ün ceza uyguladığı ‘’Öpüşün Barışın’’ adlı skeçte hakim rolündeki Levent Kırca, silahlı saldırı ve tecavüz gibi suçlardan yargılananlara ceza vermiyor ve mağdur ile sanıkları ‘’Bunlar ufak şeyler, hadi bakayım, öpüşün barışın’’ diyerek serbest bırakıyor. Hakimi canlandıran Kırca, duruşmaların sonunda da Habur sınır kapısına gelip serbest bırakılan PKK’lıları kastederek, ‘’ Onbinlerce bebeği, kadını, genci katledenler, zafer kazanmış kahraman gibi karşılanıyor. Fak-Fuk fondan yararlanıyor. Onlar suçsuz ise o zaman bunların ki hiç suç değil’’ yorumunu yapıyor…
ÖCALAN Tavla OYNUYOR Levent Kırca, aynı programda, İstanbul Valisi Muammer Güler’i de canlandırıyor ve pastanın içinden Atatürk çıkıyor. Gazetecilerin ‘’Atatürk, başka nerelerden çıkacak?’’ sorusuna da ‘’Kuru fasulye kazanından, dolma tenceresinden’’ diye cevap veriyor. Bir başka bölümde de İmralı cezaevi ekrana geliyor ve adaya gönderilen kişiler ile Öcalan tavla oynuyor.
Levent Kırca'ya 'Habur' cezası

Coşku tavan yaptı


İşetmeciliğini Tarkan Temelli’nin yaptığı Balans Volt’ta performans sergileyen Ta Davy Jones, ‘House müziği’ ile geceye katılan davetlileri coşturdu.
Düzenlenen geceye, dünyaca ünlü RAP Müzik grubu 50 Cent’in vokal ekibi de katılanlar arasındaydı.
Türk asıllı olan Jones, bir çok büyük isimle birlikte çalışmalar yapmış bir isim. Jones’un birlikte çalıştığı en önemli isimler arasında ise Bob Sinclair yer alıyor.

Coşku tavan yaptı

Çocuğunuz ne iş yapacak?



Günümüzden çok da uzak olmayan bir geçmişte, gençler Doktor, öğretmen, avukat olmayı hayal ederlerdi.
Ancak görünen o ki, şimdinin çocuklarının yakın gelecekte seçecekleri meslekler daha alışılmadık, sıradışı konumlarda olabiliyor.
İngiliz Hükümetince yapılan bir araştırmaya göre, 2030 yılının en popüler meslekleri içerisinde "vücut parçası imalatçılığı" da bulunuyor...
Bu işi seçen kişi, hücre ve gen teknolojisindeki ilerlemelerden faydalanarak hasarlı, hastalıklı ve hatta eskimiş organların yerine yenilerini üretecek...
2030 yılında gözde olması beklenen diğer meslekler içerisinde, beynin kapasitesini artırmaya yönelik çalışacak "hafıza artırma cerrahları" ve Ay ve yakın gezegenlerdeki hayatı yaşanılır kılacak "uzay mimarları" da bulunuyor.
Fast Future (hızlı gelecek) danışmanlığın analistlerine göre, Bilim ve teknolojide yaşanacak olan gelişmeler 20 yıl içerisinde tamamen hayatımıza girmiş olacak.
Böylece, İngilizler'in yaptırdığı araştırmada popüler olacağı öngörülen meslekler, toplum için vazgeçilmez hale gelecek.
Diğer "gelecek" meslekleri arasında, Facebook ve Twitter gibi sitelerde daha "ilginç" ve "çekici" görünmenizi sağlama konusunda uzmanlaşmış "kişisel markacılar", her şeyin ters gitmesine karşılık, sizi Bilgisayar bağımlılığından kurtarmakla yükümlü "sosyal ağ çalışanları", elektronik hayatlarımızı organize edecek sanal karmaşa uzmanları bulunmakta.
Eğer sayılan meslekler size inandırıcı gelmediyse, çok yakın bir gelecekte uzay pilotları, uzay rehberleri ve uzay mimarlarının hayatımıza gireceğine inanabilir misiniz?
Virgin Galactic ve diğer firmaların uzay turizmini bir hayal olmaktan çıkarıp, uygulamaya başladıkları günümüzde, saydığımız mesleklerde profesyonellere şimdiden ihtiyaç duyuluyor.
Araştırmacılara göre, küresel ısınmanın sonuçlarını tersine çevirebilecek iklim değiştirme uzmanları da gelecekte "iyi kazanacak" mesleklerden.
Bütün bunların yanında, yüklü para kazandıracak olanların hafıza genişletme operasyonları, sanal hukuk ve nano-ilaç sektörü olacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Tabii ki, günümüzde olduğu gibi, gelecekte de bütün işler bu kadar eğlenceli olmayacak.
Hastalıkların yayılmasını engellemekle görevli karantina uzmanları, bizi siber suçlulara karşı koruyacak, atık veri temizleyicileri de hayatımıza girmiş olacak...

Çocuğunuz ne iş yapacak?

1 milyon TL devretti


6 bilen çıkmadı, 1 milyon 84 bin 611 lira 9 Kr devretti. 5 bilen 4088 lira 25 Kr, 4 bilen 77 lira 75 Kr, 3 bilen 6 lira 30 Kr alacak.
1 milyon TL devretti

Tutuklular araçtan inmedi


Tutukluların yanında bulunan askerler araçtan inerek midibüsü yaklaşık 100 metre itti. Araç çalışmayınca çevreden geçen vatandaşlardan yardım istendi. Yoldan geçenlerin meraklı bakışları altında 200 metre daha itilen araç sonunda çalıştırıldı ve yoluna devam etti. Aracın arızasıyla ilgili soruları yanıtsız bırakan bazı askerler fotoğraflarının çekilmesinden rahatsız oldu. Aracın ittirilmesine yardımcı olan vatandaşlar arızanın akünün bitmesinden kaynaklandığını söyledi.
Tutuklular araçtan inmedi

Otomobilden 4 kişi ve 9 çalıntı koç çıktı


Bunun üzerine polis, otomobilin peşine düştü. Yaklaşık bir saat süren kovalamaca sonucu otomobili Koldere köyünde durduran polis, gördüğü manzara karşısında şoke oldu.
Otomobilde 2’si ön sağ, 5’i arka koltuk, 2’si de bagajda olmak üzere çalındığı belirlenen dokuz koç ele geçirildi. Polis, otomobili kullanan A.N. (31) ile arkadaşları A.A. (24), K.A. (31) ve A.T.’yi (52) gözaltına aldı. Şoför dışındaki üç kişiden birinin ön tarafta, diğer ikisinin arkada oturdukları belirlendi. Zanlıların kaçarken otomobilden attığı ruhsatsız tabanca da polis tarafından bulundu.
Otomobilden 4 kişi ve 9 çalıntı koç çıktı

Uyuşturucunun şalvarlı şeyhi


Grubun liderliğini ise ‘şeyh’ olduğu belirtilen Mardinli A.T.’nin yaptığı iddia edildi. Kapıkule Gümrük Kapısı’na gelen Y.T. yönetimindeki TIR’ın dorsesinde, üzeri sacla kaynak yapılarak kapatılan gizli bölmede 430 paket halinde 228 kilo 396 gram eroin bulunmuştu. Elde edilen bilgiler ışığında sürücü ile birlikte uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgisi olduğu belirlenen sekiz kişi gözaltına alınırken, zanlılar ifadelerinin ardından, ele geçirilen ve 15 çuvala doldurulan eroinle birlikte Edirne Adliyesi’ne getirildi. Gözaltına alınan grubun başında yürüyen ve şalvar giyen A.T. ile diğer zanlılar savcılıkta sorgulanırken, ekipler çuvallardaki eroini taşımakta güçlük çekti.
Uyuşturucunun şalvarlı şeyhi

‘MESİR?MACUNU YLA 2 MİLYON TL LİK VURGUN


Milliyet’in aldığı bilgiye göre, Ankara Emniyeti KOM Şubesi ekipleri bir şebekenin peşine düştü. Yurt genelinde binlerce firmanın iletişim bilgilerine ulaşan 4 arkadaşın kurduğu kargo firması, firmalara iki yıl boyunca ödemeli kargo paketleri gönderdi. Haftada 750 firmaya gönderilen ve 25 TL ödemesi bulunan paketleri alan firma sahipleri, paketleri açtıklarında içinde piyasada 1 TL’ye satılan mesir macunu kutularını buldu. Zanlıların 2 yıl içinde 2 milyon TL kazandıkları belirlendi.
‘MESİR?MACUNU’YLA 2 MİLYON TL’LİK VURGUN

DELİL OLAN CD, DOSYAYA ZIMBALANIP GÖNDERİLDİ


Bilkent Otel’de yapılan Kurultay kapsamında “Elektronik Ekipmanlarda Arama, El Koyma ve Elektronik Deliller” başlıklı çalıştayda konuşan Ankara Adliyesi Hukuk Tevzii Müdürü Metin Alkaş elektronik deliller konusunda personelin de bilgisiz olduğunu belirtti. Alkaş, çalıştığı birime taşradan gelen bir dosyada, delil olması istenen ve bilirkişi incelemesi talep edilen bir CD’nin üst yazıya zımbalanarak geldiğini anlattı. Alkaş, elektronik verilerin nasıl elde edileceği, saklanacağı ve dosyalanacağı ko-nusunda yasa metninin bulunmamasını eleştirdi.
DELİL OLAN CD, DOSYAYA ZIMBALANIP GÖNDERİLDİ

Polisle tartışan vekil haksız çıktı


İşbaşaran bu olay sonrası Ak Parti’den istifa etmişti. İşbaşaran’ın, “Polisler aracımın lastiğini bıçakladı” yönündeki iddiası nedeniyle yapılan incelemede de bıçak kullanılmadığı, lastiğin çukura girdiği için yarıldığı anlaşıldı. İşbaşaran’ın ifadesinde, aracının lastiklerinin bıçakla kesildiği yönündeki sözlerini geri aldığı öğrenildi. Bir sürücünün de milletvekilinin aleyhine tanıklık yaptığı belirtildi.
Polisle tartışan vekil haksız çıktı

Erhan ın son görüntüsü internet kafeden


Erhan Atbaş yaklaşık bir saat sonra cafeden yalnız ayrılırken görülüyor. Cinayetle ilgili araştırma sürerken, polis, Akbaş’ın cesedinin yanında şarjörü olmayan boş bir tabanca buldu. Polis, olayla ilgili sır perdesinin aralanması için Erhan’ın ailesi, yakınları ve arkadaşlarının ifadelerini aldı.
Öte yandan, Adli Tıp Morgu’nda otopsisi tamamlanan Atbaş’ın cenazesi, dün Esenyalı Muhammediye Camisi’ne getirildi. Acılı anne Feride Atbaş cenaze namazı sırasında yakınlarının yardımıyla güçlükle ayakta durabildi. Annenin ısrarı üzerine Erhan’ın tabutu açıldı. Atbaş’ın cenazesi annesi ile yakınlarına son kez gösterildi. Atbaş’ın cenazesi kılınan namazın ardından Tuzla Aydıntepe Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Erhan’ın son görüntüsü internet kafeden

Bu oyun altın yumurtluyor


Oyun sektörü uzmanı Michael Patcher, bu sayının oyunun 17 milyon kopya sattığını gösterdiğini söylerken, “Modern Warfare 2”nin, “Grand Theft Auto: San Andreas” oyununun 23 milyonluk satış sayısını geçebileceğini ifade etti. Çok oyunculu modunun sınırlı olması yüzünden daha fazla satış yapamayan oyunun bu özelliğinin yeni güncellemelerle geliştirilmesi halinde daha uzun süre piyasada kalacağı belirtildi.
Bu oyun altın yumurtluyor

Bruni nin en zor seçimi


Bruni, İtalyan asıllı Fransız first lady’ye ilk sayfasının yanı sıra 9 sayfa ayıran Corriere della Sera gazetesinin eki Sette için Roma’da açıklamalarda bulundu. Hem Fransız, hem de İtalyan vatandaşı olmaktan gurur duyduğunu söyleyen Bruni, “En büyük sevincimle en büyük çelişkim, Fransa ile İtalya’nın bir kez daha Dünya Futbol Kupası’nda finalde karşı karşıya kalması” ifadesini kullandı.
BRUNI, “Sarkozy adı sayesinde iyilik yapabiliyorum. Evliliğim sayesinde bulunduğum özel durum bana hiç karşılaşmadığım insanlarla karşılaşma, sesleri çıkmayanlara bir ses olma, beni yürekten etkileyen davalar hakkında kamuoyunun dikkatini çekme imkânları veriyor. Bu vazgeçemeyeceğim bir fırsat” diye konuştu. Tercihini Elysee’den “tamamen bağımsız” yaptığını, kimsenin kendisine bir şey dayatmadığını söyleyen Carla Bruni, Woody Allen’ın Film projesiyle ilgili olarak sorulan soruya da, “Şimdilik somut hiçbir şey yok, ama olursa mükemmel bir tecrübe olur” dedi.
Bruni’nin en zor seçimi

BİR DİL BİR KÖPEK İKİ DİL İKİ KÖPEK


Böylece Cent artık Lehçe ve ingilizce olmak üzere iki dilde komutları anlayabiliyor. Cent, barınağa ilk geldiğinde hiçbir komutu anlamadığından sağır olduğu sanılmıştı. Ancak köpeğin nereden geldiği araştırılınca köpeğin İngilizce anlamadığı için karşılık veremediği anlaşıldı. Bunun üzerine internetten “otur”, “gel” gibi basit komutların Lehçesini araştıran barınak çalışanları köpeğe bunların İngilizcesini öğretti. 4 aylık İngilizce dersinin ardından Cent yeni bir aileye verilmeye hazır, barınak çalışanları köpeğin yeni sahibinin Lehçe bilmesine gerek olmadığının güvencesini veriyor.
BİR DİL BİR KÖPEK İKİ DİL İKİ KÖPEK

007 KOVBOY


Craig’e, yaşadıkları şehre bir uzay gemisinin inmesiyle yaşamları karışan kovboy ve apaçilerin öyküsünü anlatan “Cowboys and Aliens“ adlı filmin başrolü teklif edildi.
Variety’nin haberine göre, DreamWorks şirketi, projeden ayrılan Robert Downey Jr. yerine “James Bond” serisinin ünlü aktörü Craig ile el sıkışmaya hazırlanıyor. Bir uzay gemisinin yaşadıkları şehre inmesiyle birlikte o güne kadar yaşadıkları sorunları gidererek uzlaşma yolunu seçen bir grup kovboy ve apaçinin öyküsünü anlatan filmde Daniel Craig’e kovboy Jake Johnson rolü teklif edildi. 2006 tarihli bir çizgi öyküden beyazperdeye uyarlanacak filmin yönetmenliğini Jon Favreau üstlenecek. Yapımın senaryosunu Roberto Orci, Alex Kurtzman ile Damon Lindelof kaleme aldı.
007 KOVBOY

2030 un mesleği uzay pilotluğu


İNGİLTERE hükümetinin araştırma şirketi Fast Future’a yaptırdığı çalışma 20 yıl içinde kariyer tercihlerinin oldukça değişeceğini öngörüyor. Sağlık ve tarımın daha fazla Robot ve bilgisayara dayanacağından bu alanlarda istihdam azalacak. Aynı zamanda uzay yolculuğundaki gelişimlere bağlı olarak uzay pilotu, uzay mimarı, uzay turizmi rehberi gibi meslekler görülecek. Dijital Devrim, veri düzenleyiciliği ve sanal avukatlık gibi iş kapıları açacak.
küresel ısınma ve salgın hastalıkların çoğalması ise karantinacı ve iklim değişikliğini tersine çevirme uzmanı mesleklerine talebi artıracak. Çalışmada yer alan en heyecan verici yeniliklerden biri ise, yeni uzuv ve organ üretiminin gerçek olması. Fast Future’ın başkanı Rohit Tajlwar, vücut parçası yapımının en çok sporda kullanılacağını düşünüyor. Tajlwar’a göre gelecekte sakatlıkların ne zaman yaşanacağı önceden tespit edilip sakatlananın yerine yeni vücut parçaları yapılacak. Yapılan bir diğer öngörü ise ilerde Yaşam boyu bir kariyerde kalmak yerine çeşitli alanlarda 8-10 ayrı işte çalışılacağı.
2030’un mesleği uzay pilotluğu

Bahçeşehir de üst düzey konferans


Bahçeşehir Üniversitesi, özellikle Eğitim alanında iki yılı aşkın süredir yakın ilişki içinde olduğu New York Üniversitesi’nden en üst düzey ziyarete ev sahipliği yapacak. Üniversitede “Küresel Bir Toplum İçin Yetkin Öğretmenler Yetiştirilmesinde Bilimsel Bulguların Kullanılması: Fırsatlar ve Zorluklar” konulu bir konferans verecek olan Prof. Brabeck ayrıca, üniversite yönetimiyle çeşitli konularda yapılacak işbirlikleri ile ilgili görüşmelerde bulunacak.
Bahçeşehir’de üst düzey konferans

Hastaları alevlerden doktorlar kurtarmış


Yangında facianın eşiğinden dönüldüğünü ifade eden Dokucu, hastaların burnu kanamadan hastaneden çıkarıldığını belirterek “Buna rağmen bu Haber 7-8 basın yayın organında ‘Yangın ucuz atlatıldı’, bazılarında ise ‘Doktorlar hastaları bırakıp kaçtı’ şeklinde yayımlandı. Bunun bir fedakârlık ve başarı öyküsü olduğunu dahi topluma anlatamayan bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu çok ağır bir travma. Bunun anlaşılamamasının zorluğunu yaşıyoruz. İçimizde yanlış hareket yapan bir çalışanın suçunu bütün Sağlık çalışanlarının üzerine atabiliyoruz” diye konuştu.
Hastaları alevlerden doktorlar kurtarmış

Hırsızlıktan gözaltındalar


Geçen ay meydana gelen olayda hırsızlık suçundan sabıkalı olan Meryem A., iddiaya göre, kucağında bebeğiyle birlikte Milli’nin evinin kapısını tornavidayla açarak içeriye girdi.

Suçlamaları kabul etmedi
A. yatak odasındaki elbise dolabının çekmecesinde bulunan yaklaşık 3 bin TL tutarında altın takı ve 1500 TL’yi alarak kaçtı. Hırsızlığı fark eden Milli, polisi aradı. Evde inceleme yapan polis, şüphelinin Meryem A. olduğunu saptadı. Görgü tanıklarının ifadelerinde de hırsızın kucağında bebek olduğu belirtildi. Polis dün Meryem A.’yı evine baskın düzenleyerek bebeğiyle birlikte gözaltına aldı. A. suçlamaları kabul etmedi.
Hırsızlıktan gözaltındalar

Futbolu ağlatan adamın son anları


Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın kazandığı en büyük başarının mimarlarından biri olan ve bu zaferin hemen ardından ani ölümüyle Türkiye’yi yasa boğan eski Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ın hayatı kitap oldu. Ailesi ve dostlarıyla yapılan görüşmeler sonucu Haşim Akman’ın kaleme aldığı, Hayykitap’tan çıkan “Hasan Doğan Futbolu Ağlatan Adam”ın en çarpıcı bölümü ise Doğan’ın son dakikalarını ve bu anlara ailesinin, arkadaşlarının ve Başbakan Erdoğan’ın tanık oluşunu anlatan sayfalar... Hasan Doğan’ın son anları kitapta şöyle anlatılıyor:

Neşeyle kalktı, acıyla yıkıldı
Alkoçlar Otel’de epeyce kalabalık bir masa etrafında buluşuldu. Masada, Fatih Terim, Cihan Kamer, Hamdi Abdik, Hasan Doğan, Levent Kızıl, eşleriyle birlikteydi. Federasyon çevresinden birkaç kişinin yanı sıra Beyazıt Öztürk de vardı. Yemeğin ardından Cihan Kamer, Hamdi Abdik ve Hasan Doğan otelin Sağlık merkezindeki SPA’ya gitti. SPA’da hem son günlerin yorgunluğu giderilmeye çalışıldı hem de üç yakın arkadaş Cihan Kamer’in esprileriyle hoşça vakit geçirdi. Hasan Doğan, Cihan Kamer’e “Yahu arkadaş, şuramdan inanılmaz bir ağrı geliyor” diyerek sırtında bir noktayı tarif etti. Saatler 18.35’i gösteriyordu. Cihan Kamer alışkındı bu türden sözlerine onun. Şikâyetlerinin yoğunlaşması üzerine, iki yıl kadar önce ne olur ne olmaz diyerek Anjiyo yaptırmışlardı. Sonuç temizdi. Hasan Doğan’ın yakınan sesini biraz geride bırakıp asansöre doğru yöneldi Kamer, duyduklarının üstünde durmamaya çalışıyordu. İlgi gösterip üstelerse daha kötü olacağından, Doğan’ın kuruntuya kapılacağından korkuyordu. Birkaç adım atmıştı ki arkasından gelen, “Tutun” sesiyle durdu. Tam dönüp elini uzatıyordu ki duyduğu “küüüt” sesine baktı. Hasan Doğan yere yıkılmıştı.

Doktorların ümitsiz çabası
Cihan Kamer korku, şaşkınlık ve üzüntü içinde, “Yetişin! Çabuk!” diye bağırmaya başladı. Doktorluk yapmamasına karşın tıp eğitimi görmüş Hamdi Abdik hemen yanlarında bitti ve yerde uzanmakta olan Hasan Doğan’a kalp masajı yapmaya koyuldu. O sırada otelde tatilini geçirmekte olan ve olup bitenleri bir üst kattan gören Belçikalı acil servis uzmanı bir Doktor da yetişip Hamdi Abdik’ten görevi devraldı. Belçikalı doktorun ısrarlı müdahalesi bir iki dakikadır sürmekteydi ki otelin doktorları, müdahale için gerekli tıbbi donanımlarıyla birlikte geldiler. Operasyonu izleyen Hamdi Abdik ise o sırada Cihan Kamer’e dönüp, ümitsiz bir şekilde “Çok zor” dedi. Ne yapacağını, kimi arayıp da Haber vereceğini bilmez bir şekilde gelişmeleri izleyen Cihan Kamer, cep telefonundan gayri ihtiyari eşini aradı. “Hasan abi fenalaştı” dedi Cihan Kamer. Sesi, eşinin o ana kadar hiç duymadığı ölçüde kötüydü. Bulundukları yere ulaştığı sırada karşılaştığı manzara hiç de umduğu gibi değildi Çiğdem Kamer’in.

‘Allahım onu elimden alma’
Çiğdem Kamer, Aysel Doğan’ın o sırada bir arkadaşlarıyla birlikte bulunduğu yeri biliyordu. Hemen yanına gitti. Aysel Doğan, o anda SPA merkezinden çıkıyordu. Çiğdem Kamer yürüyüp bulundukları yerden uzaklaşmaya çalışıyordu ki Aysel Doğan onu durdurdu. “Çiğdem, senin başka bir şeyin var. Neden söylemiyorsun ne olduğunu” dediği anda Çiğdem Kamer, “Aysel abla, metanetli olman lazım şu anda. Bunu sana nasıl söyleyeceğim, onu da bilmiyorum. Bunu kolay söylemenin yolu yok. Hasan ağabey fenalaştı” deyiverdi. Birden ciddileşti Aysel Doğan, “Nerede? Bana yerini söyle çabuk” dedi. Durumu son derece metanetle karşılamıştı. “Hemen söyle Çiğdem, çabuk gitmeliyiz” dedi. Yeniden yürümeye başladılar. “Çok mu ciddi?” diye sordu yürürlerken. Doktorlar görüş alanına girdiğinde feryadı bastı Aysel Doğan. Geldiğini gören herkes sakin olmasını söylerken o, ilk anda, kimselerin pek de anlam veremediği bir hareket yaptı: Cep telefonunu kapattı. Çiğdem Kamer, daha sonra açılması gerektiğinde pin kodunu bilmediğini hatırlayıp itiraz edecek oldu, engellemeye çalıştı. “Kızım ararsa ne söylerim” dedi Aysel Doğan. “Şu anda ancak dua edebiliriz. Başka bir şey yapamayız, oturalım” dedi. O sırada Allah’a, “Onu elimden alma” diye yakarıyordu.

Başbakan’a haber verildi
Kaybedecek vakit yoktu, doğrudan Başbakan’ı aradı Cihan Kamer, “Haberler iyi değil” dedi: “Hasan abi... Herhalde kalp krizi geçiriyor ve geri gelmiyor”. “Hangi Hasan abi” sorusu üzerine, “Bizim Hasan abi” dedi. “Hayırlı konuş. Ne demek gelmiyor? Dur bakalım, ne oldu? Orada doktor falan kim var?” dedi Başbakan Erdoğan. Cihan Kamer, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sorusunun üzerine durumu anlatmaya başladı. Bu konuşmanın ardından aileden haber verileceklerin adını geçirdi aklından hızlıca. Hasan Doğan’ın kardeşi Hüseyin Doğan’ı düşündü önce, vazgeçti. “Ailenin büyük oğlu” sayılan Remzi Gür’ü aradı. “Remzi abi, Hasan abi kalp krizi geçiriyor ve geri gelmiyor. Acil gelin” dedi, kapattı telefonu.

Erdoğan: Oraya geliyorum
Hastaneye ulaştıklarında Aysel Doğan, “Ben doktorla görüşüp durumu öğrenmek istiyorum” dedi. Israrlarına karşı koyamayan doktorlar onu içeri aldı, Çiğdem Kamer ise bekleme salonunda kaldı. Bu sırada Tayyip Erdoğan da hastanenin başhekiminden bilgi alıyordu. Başhekimle konuştuktan sonra Cihan Kamer’i aradı. Başbakan, “Başhekimin hâlâ ümidi varmış” diyordu. Belli ki o da ümitliydi. “Geri dönmüyor” dedi Cihan Kamer. Başbakan, “Peki, beni tekrar başhekimle görüştür” dedi. Konuşma kısa sürdü. Başhekimin, “Maalesef kaybettik” demesi üzerine bitti konuşma. Bir süre sonra tekrar çaldı Cihan Kamer’in telefonu. Yine Başbakan’dı. “Oraya geliyorum. Ne yapacaksınız, götürecek misiniz bugün?” diye sordu. Ailenin diğer üyelerinin de Bodrum’a gelmesini bekliyordu Cihan Kamer. Oğlu Selim de yetişirse pazar gününe defnetme taraftarıydı.

Son bir kez görmek istedi
Hastanede yaşama döndürmeye çabası sürerken, dışarısı da giderek kalabalıklaşıyordu. Haberi duyan herkes soluğu hastanede almıştı. Fatih ve Fulya Terim, Levent Bıçakçı, Milli Takım’ın o sırada Bodrum’da bulunan futbolcuları, Doğan ailesinin yanındaydı. Hastanenin önü gazeteci kaynıyordu. İçerideki endişeli bekleyiş sürerken bir ara Fatih Terim yanaştı Aysel Doğan’ın yanına. Son haberi o verdi. O zamana kadar gözyaşını tutabilenler için de sondu bu. Ağlayabilenler kendilerini tutmaktan vazgeçti. Bekleme salonuna sadece hıçkırık seslerinin hâkim olduğu bir anda Aysel Doğan, “Ben kocamı göreceğim” diyerek kalktı yerinden. Engel olmak istediler, o direndi ve istediğini elde etti...
Baba ocağına acı haber
Hasan Doğan’ın annesi Ferhan hanım ile babası Mustafa Doğan, yazları Kastamonu’da, ata yurtları olan Abana’da geçirirdi. Denizi uzaktan, yeşillikler arasındaki yamaçtan gören bir evin verandasında gündelik hayatın telaşesinden uzak, akraba ağırlamak, eş dost ziyareti, sohbet ve ibadet alırdı vakitlerinin çoğunu. O gün de öyle, karı koca akşam yemeklerini erkenden yemiş, yatsı namazı için geçmesi gereken süreyi dolduruyorlardı. Evin sokak kapısından girdikten sonra bahçeyi aşarak gelinen verandanın kenarındaki kapının eşiğinde, Ferhan Doğan’ın aynı mahallede oturan kardeşi Burhan Özer beliriverdi. Enerjik biriydi ama o anki durgun hali akşamın alacasında göze görünmedi. Kısa bir soluklanmanın ardından, doğrudan söze girdi Burhan Özer. “Hasan’a bir şey olmuş” dedi ve devam etti: “Beni de Hüseyin (Doğan) aradı. ‘Annemin babamın yanına git dayı’ dedi, geldim.” O sözünü bitirmişti ki çevreden başkaları geldi. Gelenler, “Hasan komada” dedi. Yaşlı karı koca, hayır duaya durdular. Evdeki birileri televizyonu açtı. Oradan duydukları habere göre, verandaya, “Nefes alma verme durumu iyiymiş” haberi uçuruldu. Ama çok geçmeden acı haber geldi.
Oğlu ABD’de öğrendi
Her şeyden habersiz olan Selim, San Diego’da Türk arkadaşıyla sohbete başlamıştı ki arkadaşının telefonu çaldı. Açtı. “Alo” dedikten sonra üç beş saniye sessizce dinledi karşı tarafın söylediklerini ve sonra hiçbir şey söylemeden masadan kalkıp kahvaltı salonunun dışına çıktı arkadaşı. Geldiğinde suratı allak bullaktı. “Kalp krizi” dedi. Bu iki kelimenin taşıdığı felaketin farkındaydı Selim. Hemen çok yakınlarının adlarını geçirdi aklından. İçlerinde babasının adı yoktu. Arkadaşı, bu boşlukta aklından geçenleri okumuş gibi, bir kelime daha fısıldadı: “Baban.” Son kelimeyi duyunca, eli ayağı kesildi Selim’in. Sarsıldı bir an. İkisi birden başladılar ağlamaya...
Kızı inanmak istemedi
O gün bir arkadaşının evindeydi Zeynep Doğan. Arkadaşının telefonu çaldı. O ana kadar hiçbir şeyden haberi olmayan Zeynep, arkadaşının yüzündeki Dehşet ifadesiyle irkildi. Genç kadın “Baban fenalaşmış” demeye çalışırken Zeynep bir anda “Kalp krizi mi?” dedi ve koşup televizyonu açtı. Ekranda beliren görüntüde “Vefat etti” yazıyordu. Anlamadı önce, inanmak istemedi. Hemen Çiğdem Kamer’i aradı, “Müdahale ediliyor” cevabını alınca tekrar bir nefes aldı. “Babama hiçbir şey olmaz. Bir mucize olur ve babam kurtulur” diyerek kendini rahatlatıyordu. Zeynep, Bodrum’da uçaktan inene kadar “bu gerçeğe” inancını hep koruyacaktı. Zaten ona acı haberi verme görevini kimse üstlenemiyordu. Uçakta, Ethem Sancak’ın Psikolog eşi onun yanında oturacak ve durumu son derece güzel yönetecekti.
YAŞAMA DÖNMEDİ
Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Türkiye’nin attığı gollere eşine sarılarak sevinmişti Doğan... Çok değil, bu zaferin hemen ardından, stresi atmak için girdiği SPA’dan sonra yere yığılıverdi. Oteldeki bir Belçikalı doktor, ardından uzman ekip müdahale etti ama Doğan’ı yaşama döndürmek mümkün olmadı.
Futbolu ağlatan adamın son anları

İki işçinin sudan ölümü


Bursa’nın Yıldırım ilçesinde Bodrum katta oturan inşaat işçileri Habip Ayışık (43) ile arkadaşı Necati Kuru (33) ısınmak için yaktıkları piknik tüpten sızan gazdan zehirlenerek yaşamlarını yitirdiler.

Evlerini su basmıştı
Sıvacı Ayışık ve aynı işi yapan arkadaşı Kuru’nun evlerini 15 gün önce su bastı.
Ayışık’ın arkadaşı Mehmet Ali Şimşir, işçilere Yıldırım ilçesi Zümrütevler Mahallesi İkinci Bahtiyar Sokak’ta boş durumda bulunan bodrum katındaki dairesine geçmelerini teklif ederek, karşılığında para talep etmeyeceğini söyledi.

Cesetleri bulundu
Şimşir, eve taşınan Ayışık ve arkadaşı Kuru’dan uzun süre Haber alamayınca kontrol etmeye gitti. Evin kapısına gelen Şimşir, kötü bir koku olduğunu fark etti ve durumu polise bildirdi. Polis, yaktıkları piknik tüpün üzerine su dolu tencere koyarak ısınmak isteyen Ayışık ile Kuru’nun cesetleri ile karşılaştı. İlk belirlemelere göre, işçilerin tencereden taşan suyun söndürdüğü tüpten sızan gazdan zehirlenerek öldüğü tespit edildi. İşçilerin cesedi, kesin ölüm nedenlerinin belirlenmesi için Bursa Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi.
Bu arada, yaşamlarını yitiren Ayışık’ın bir süre önce eşinden ayrıldığı, Kuru’nun ise bekâr olduğu öğrenildi.
İki işçinin sudan ölümü

‘Medyum a 7.5 yıl istendi


İranlı bir kadından, kardeşini iyileştireceği iddiasıyla para alan Mustafa Kılıç’ın “zincirleme dolandırıcılık”tan 1.5 ile 7.5 yıl arasında hapisle cezalandırılması istendi.
Tahran’da yaşayan turizmci Pari Nakzad Kanjin, ‘medyum’ Kılıç’ın özel bir Türk televizyonunda Program hazırlayıp sunduğunu söyledi. Televizyondaki programına telefonla bağlanan bazı kişilerin Kılıç’ı överek hastalarını tedavi ettiğini söylediklerini ifade eden Azeri asıllı Kanjin, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Enerji’ gönderecekmiş!
“Yaşananlara inandım ve psikolojik rahatsızlığı bulunan kardeşim için programa telefonla bağlandım. O da sözde enerji göndermek suretiyle kardeşimi tedavi edecekti. Ertesi gün cep telefonundan görüştüğüm Kılıç, ‘Senin kardeşinin durumu farklı. Onu tedavi edebilmem için paraya ihtiyacım var’ dedi. Parayı da tedavinin ardından geri göndereceğini söyledi. Bunun üzerine 29 Ocak 2009’da 1700 euro gönderdim. Birkaç gün sonra ‘Çok farklı işlemler yapacağım, 4 bin euro daha gönderin’ dedi. 9 Şubat 2009’da istediği parayı verdim. Her iki seferde de İran’daki bir Döviz bürosu aracılığıyla Kapalıçarşı’daki bir işyerine parayı gönderdim.”
Kılıç’ın parayı imza karşılığı aldığını söyleyen Kanjin, kardeşinde hiçbir değişiklik olmaması üzerine danışmak üzere telefon açtığı ‘Medyum’un kendisini tehdit ettiğini öne sürdü. Kanjin’in suç duyurusu üzerine Kılıç’a İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Kılıç ise konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmayacağını söyledi.
‘Medyum’a 7.5 yıl istendi

‘Aşağıda hava nasıl?


DÜNYANIN en uzun insanı Mardinli Sultan Köse ile en kısa insanı Moğolistanlı He Pingping Bayrampaşa’daki Forum İstanbul’da buluştu. 2 metre 46 buçuk cm boyundaki Sultan Köse ile 74 cm uzunluğundaki He Pingping, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. 15 Ocak’ta başlayacak Guinness Dünya Rekorları Türkiye denemelerinin açılışında yer alacak ikilinin Türkiye’deki etkinliklere birlikte katılacakları belirtildi.
Köse ve Pingping, organizasyonda birlikte yer aldıkları için mutlu olduklarını söyledi. “Kız arkadaşınız var mı?” sorusuna Pingping, “Normal boyda bir kız arkadaşım var” cevabını verdi. Köse ise, “Kendi boyumda bir kız arkadaşım yok. He Pingping çok şanslı” dedi. Dünyanın en uzun el ve ayağı unvanına da sahip olan Köse’nin eli 27.5 santim, ayağı ise 36.5 santim uzunluğunda. Tıpta “dev hastalığı” olarak adlandırılan rahatsızlık nedeniyle uzayan Köse, 2008’da bazı cerrahi operasyonlar geçirdi ve uzaması durduruldu.
21 yaşındaki Pingping’in de “Primordial” olarak adlandırılan hastalık nedeniyle vücudunun gelişmediği öğrenildi.
‘Aşağıda hava nasıl?’

Mustafa Koç yatıyla Boğaz da kaza geçirdi


Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un Halas isimli 8 metrelik özel motoryatı, önceki akşam Çırağan Palace Kempinski Otel’in önünde bulunan, gemilerin bağlandığı dev şamandıraya çarptı. Kaza sırasında sağ bacağı kırılan ve dün 2 saat süren bir ameliyat geçiren Koç’un Sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.
Koç’un Halas isimli yatı, önceki akşam saat 20.30 sıralarında dev şamandıraya çarparak su almaya başladı. Yardım çağrısında bulunulması üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı acil durum botu saat 20.40’da kaza yerine geldi. Koç ile beraberindeki 5 kişi batma tehlikesi içinde bulunan yattan kurtarıldı. Halas da Kalamış’taki yat limanına çekildi.
Sağ bacağı kırılan Mustafa Koç, Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastaneden yapılan açıklamada, Koç’un dün saat 11.00’de sağ bacağında saptanan kırığın tedavisi için ameliyata alındığı ve 2 saat süren operasyonunun iyi geçtiği belirtildi. Genel durumu iyi olan Koç’un birkaç gün içerisinde taburcu olacağı belirtildi.

‘Babası da aynı kazayı geçirdi’
Mustafa Koç’un tedavi altına alındığı haberinin duyulmasının ardından hastaneye ziyaretçi akını yaşandı. iş dünyası hastaneye koştu. Koç’u ziyaret edenler arasında Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ile Cem Hakko, Suzan Sabahcı Dinçer, Sedat Aloğlu, Marif Mansimov, Nurettin Hasman, Faruk Süren, Tayfun Beyazıt, Faik Açıkalın, Uğur Ekşioğlu, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de vardı. Faruk Süren, “40 sene önce babası da karşıda aynı deniz kazasını geçirdi. Geçmiş olsun” dedi.
Ali Koç: 40 yıldır kendi kullanır
Koç Bilgi Grubu Başkanı Ali Koç, ağabeyi Mustafa Koç’un sağlık durumuyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Amerikan Hastanesi’nde Mustafa Koç’un doktoru Prof. Dr. Mehmet Demirhan ile birlikte kameraların karşısına geçen Ali Koç, gün içerisinde ziyarete gelen bazı ziyaretçilerin spekülatif açıklamalar yaptığını söyledi. Ali Koç, Mustafa Koç’un dün akşam Haliç’teki bir toplantıdan dönüşte, teknesinin Çırağan Sarayı önündeki şamandıraya çarptığını söyledi. Sahil Güvenlik ekiplerinin ve kendi teknelerinin kazaya müdahale ettiğini belirten Koç, teknenin batması ya da içindekilerin denize düşmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydetti.

‘Gece görülmesi zor’
Bir gazetecinin “Şamandırada aydınlatma olmadığı söyleniyor. Bununla ilgili bir ihmal söz konusu mu?” şeklindeki sorusu üzerine Ali Koç, şunları söyledi:
“Bu şamandıranın boyanması ve aydınlatması ile ilgili bizim geçmişte başvurularımız olmuştu. Ancak bu şamandıralar anladığım kadarıyla denizcilik haritalarında geçen, senelerdir orada olan şamandıralardır. Gece görünmesi çok zordur. Boyanması veya daha iyi görülebilecek bir şekilde konumlandırılması herkes açısından daha iyi olur.”

‘Spekülasyon yaratıldı’
Kaza sırasında tekneyi Mustafa Koç’un kullandığını anlatan Ali Koç, “Mustafa Bey, ben ve Rahmi Bey, kendi teknelerimizi kendimiz kullanırız. Bunun için gerekli tecrübemiz ve gerekli evrağımız vardır. Ama teknelerimizin her birinde kaptanlarımız da vardır. Anladığım kadarıyla bugün bizi ziyaret eden bir ziyaretçimizin verdiği bilgiler doğrultusunda bir spekülasyon yaratılmıştır. Kullanmaması gerektiği ile ilgili. Ama 40 senedir Mustafa Bey kendi teknesini kendi kullanır” dedi.
Mustafa Koç’un çarpmanın etkisiyle ayağını teknedeki bir yere çarpmış olabileceğini ifade eden Ali Koç, “Teknede Mustafa Bey ve yardımcıları vardı. Onların da ufak tefek endişeyi gerektirmeyecek yaraları vardır. Tedavileri yapılmıştır. Toplam beş kişiydiler” diye konuştu.
Mustafa Koç yatıyla Boğaz’da kaza geçirdi

Hollandalı ünlü modacı Vos öldü


Florida’nın kıyı kenti Fort Lauderdale’deki hastanede ölen 78 yaşındaki Edgar Vos, Hollanda Kraliçesi Beatrix ve kardeşi Christina’nın iltifat ettiği bir modacıydı.
Hollanda’nın eski sömürgesi "Doğu Hint Adaları", yani bugünkü Endonezya’da doğan Vos’un cenaze töreniyle ilgili henüz bir açıklama yapılmadı.
eşcinsel evliliği en çok savunanlardan biri olan Vos, "ortağı" Geert Eijsbouts ile yaşıyordu.

Hollandalı ünlü modacı Vos öldü

Eşref Kolçak ın en acı günü


Bursa'nın Gemlik İlçesi'nde yaşayan Sinema Sanatçısı Eşref Kolçak'ın 55 yıllık eşi, müzisyen Harun Kolçak'ın da annesi 74 yaşındaki Özcan Kolçak, geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Özcan Kolçak'ın cenazesi, yarın Gemlik'te toprağa verileek.

Türk sinemasının yaşayan en önemli sanatçılarından Eşref Kolçak'ın eşi Özcan Kolçak, Gemlik'e bağlı Manastır Mahallesi'ndeki evinde saat 13.00 sıralarında kalp krizi geçirdi. Gemlik Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Özcan Kolçak yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Yüzlerce filme imza atan Eşref Kolçak'ı bu en acı gününde yakınları teselli etmeye çalıştı. Şarkıcı Harun Kolçak'ın da annesi olan Özcan Kolçak'ın cenazesinin yarın Gemlik'te ikindide kılınacak cenaze namazından sonra toprağa verileceği açıklandı. Özcan ve Eşref Kolçak çifti, 28 yıl önce Gemlik'e yerleşmişlerdi.
Eşref Kolçak'ın en acı günü

Beren Saat i kızdıran konuşma


Son zamanların en gözde aktristi Beren Saat, Kabataş Erkek Lisesi öğrenci ve mezunlarının oluşturduğu Kabataşlılar Derneği tarafından "En İyi Sinema Oyuncusu" seçildi. Düzenlenen törene katılan ve ödülünü almak üzere sahneye davet edilen Saat, öğrenciler tarafından uzun süre alkışlandı.

"SEVİŞE SEVİŞE ödül ALIYORLAR"
Saat'in ardından sahneye çıkan Radyo programcısı Cem Arslan, konuşmasını "Bazıları sevişe sevişe ödül alıyor, biz de konuşa konuşa alıyoruz" diyerek güzel oyuncuya gönderme yaptı. Rol aldığı Film ve dizilerdeki sevişme sahneleriyle anılmaktan bir hayli rahatsız olan ve bu konularda konuşmayı tercih etmeyen Beren Saat, radyocunun bu sözleri karşında oldukça sinirlendi...

Beren Saat'i kızdıran konuşma

Karacan 146 promil alkollü çıktı


İSTANBUL Beşiktaş'ta polisin "dur" ihtarına uymayarak kaçan ve daha sonra polis tarafından evinin önünde yakalanan şovmen Okan Karacan’ın kan tahlili sonucunda 146 promil alkollü olduğu ortaya çıktı. 3’üncü kez alkollü araç kullanırken yakalandığı ortaya çıkan Okan Karacan'ın ehliyetine 5 yıl süre ile el konacağı ve para cezası kesileceği belirtildi.

TRT’de her sabah ‘Günbegün’programını sunan şovmen Okan Karacan, 8 Ocak Cuma gecesi Balmumcu’da alkollü bir şekilde hızlı Otomobil kullanırken, polisin ‘dur’ ihtarına uymamıştı. Otomobilini Teşvikiye’deki evinin otoparkına park ederken polis tarafından yakalanan Okan Karacan, polis merkezine götürülürken olay çıkartmıştı. Emniyet görevlilerine küfür ve hakaret ettiği belirtilen Okan Karacan’ın aynı gece kelepçelenerek götürüldüğü hastanede kan örnekleri alınmıştı.

Şovmen Okan Karacan’ın kanında yapılan incelemede 146 promil alkol bulundul. Beşiktaş Polis Merkezi’ne gönderilen Karacan’ın kan tahlili raporunun ardından ünlü şovmenin 3. kez alkollü araç kullanırken yakalandığı ortaya çıktı. Emniyet Müdürlüğü kayıtlarına göre son 5 yıl içinde 2 kez alkollü araç kullanırken yakalanan ve ilkinde 6 ay ikincisinde ise 2 yıl ehliyetine el konulan Okan Karacan’ın bu kez ehliyetine 5 yıl el konulacak. Para cezası da verilecek olan Karacan, işlemler için polis tarafından hakim karşısına çıkarılacak.
Karacan 146 promil alkollü çıktı

Ezel dizisi kanal değiştirdi



Bu sezon sadece Show TV'de değil tüm kanallar içinde en çok izlenen yapım olan Ezel'in yapımcılığını Ay Yapım üstleniyor. Ezel, önümüzdeki haftadan itibaren atv'de yayınlanmaya başlayacak.

Medyatava
Ezel dizisi kanal değiştirdi

En uzun ve en kısanın tarihi buluşması




Guinness Dünya Rekorları'nda 246.5 santimetre boyuyla Dünyanın en uzun insanı olan Türk Sultan Köse ile dünyanın en kısası (73.5 santimetre) He Pingping, Guinness World Records Live tarafından Forum İstanbul'da düzenlenecek etkinliklerin açılışında, ilk kez bir araya geldi. Alışveriş yapan kalabalığın şaşkın bakışları arasında sahneye çıkan ikili önce biribirini garipsedi, sonra eğlenceli görüntüler verdi.

AYAKLARI PİNGPİNG'İN BOYUNUN YARISI
Dünyanın en uzun el ve ayak boyuna da sahip olan Köse, " 2 metre 46 santim boyumla zaten bütün insanlar bana biraz cüce geliyor. Bu sefer bunu görünce biraz şoka girdim. Hemen hemen ayakkabım kadar boyu var " dedi ve "sıcak kanlı ama, sevdim yani " diye de ekledi. Sen Türkiye'ye geldin, ben de Çin'e gelmek istiyorum diyen Köse, Pingping'den Çin'e davet aldı. Rekorlar kitabına girdiğinde artık ünlüyüm ve kendime bir kız arkadaş bulup evlenmek istiyorum diyen Sultan Köse, " Henüz bir gelişme yok ama inşallah en yakın zamanda kendime göre, yani boyu boyuma değil de huyu huyuma bir kız arkadaşı bulurum" dedi. Pingping ise herkes gibi, normal boyda bir kız arkadaşı olduğunu söyleydi. ilginç ikili birbirleriyle arkadaşlığa devam etme konusundaysa kararsız kaldı.

BOYLARININ NEDENİ HASTALIK

Köse'nin bu kadar uzun olmasının nedeni pituiter gigantism (dev hastalığı) ismi verilen bir rahatsızlıktan kaynaklanıyor. 2008 yılında bir Dizi cerrahi girişimle aşırı büyümeye yol açan tümörün alınmasıyla Köse'nin uzaması durdu. Dünyanın hareket edebilen en kısa insanı Pingping'e bu namı verdirense Primordial cücelik ismi verilen bir hastalık. Konserve kutularından en hızlı piramit yapma, bir dakikada en çok tişört giyme, en yüksek sesle bağırma, ıslık çalma ve alkışlama gibi eğlenceli denemeleri içeren etkinlik resmi Guinness Dünya Rekorları hakemlerinin nezaretinde 15 Ocak - 21 Şubat tarihlerinde her cuma cumartesi ve pazar günü devam edecek. Rekor deneme etkinliklerinin İstanbul'dan sonra Trabzon, Ankara, Kapadokya, Aydın, Bornova ve Mersin'de bulunan alışveriş merkezlerinde de yer alacağı bildirildi.


En uzun ve en kısanın tarihi buluşması

81 yaşındaki Tenten Çin de


İlk kez 81 yıl önce yayımlanan, Fransızca konuşan ülkelerin en çok tanınan çizgi Dizi karakteri Tenten, korsan baskıları ve uydurma albümleri Çin’de piyasa sürüldükten sonra ilk kez aslına en sadık biçimde Çince yayımlandı.

Mandarin Çincesinde çevirileri yapan Wang Bingdong, Tenten’i her tercüme ettiğinde çok zevk aldığını ve kendisini Tenten ile diğer karakterlerin maceralarının içinde hissettiğini söyledi.

Herge’nin çizgilerini ilk kez 2001’de 66 yaşındayken keşfeden bu tercüman sanatını ve üç yılını, aralarında Sovyetler Birliği tarafından çok eleştirilen ve resmi olarak hala komünist bir ülkede yayımlanması zor "Tenten Sovyetler’de"nin de bulunduğu 22 albüme adadı.

Çin’de Tenten’in 80’li yıllarda normalinden daha küçük boyutlarda İngilizce’sinden tercüme korsan baskıları yayımlanmıştı. 2001’de yayımlanan ve iki milyondan fazla satan ilk tam baskı Albüm ise "Tenten Tibet’te" adlı maceranın "Tenten Çin Tibeti’nde" diye çevrilmesiyle Skandal yaratmıştı.

Pekin’de yaşayan ve Tenten dergileri koleksiyoncusu Fransız Pierre Justo’nun da desteğiyle tercüman Wang ise orijinal metne tamamen sadık kalarak, harika bir Çince çeviriyle Tenten’in bu ülkedeki maceralarına gerçek anlamda başlamasını sağladı.

Çin’deki Tenten düşkünleri, yeni piyasaya çıkan orijinal dergiyi sevinçle karşıladı.
81 yaşındaki Tenten Çin'de

Evli sunucu sevgilisine imam nikahı kıymış


Kanal 7’deki “Şoray Uzun Yolda”nın sunucusu Şoray Uzun’un, Yönetmen Melda Yılmaz ile imam nikahı yaptığı, bir de çocuğu olduğu ortaya çıktı.

’Odatv.com’, 11 senedir Elçin Uzun ile evli olan ve bu evlilikten biri 8 biri 4 yaşında 2 çocuk sahibi olan Şoray Uzun’un yasak aşkı nedeniyle Kanal 7’deki işinden olduğunu öne sürdü.

Şoray Uzun, iddialarla ilgili soruları yanıtladı:

- Melda Yılmaz, gezi programın yönetmeniydi. Yakınlaşmamızdan sonra bir bebek dünyaya geldi. Şu anda 1.5 yaşında. Eşimden ayrılmayı hiç düşünmedim, düşünmüyorum da. Bu olayın üzerinden yıllar geçti. Ama boşanma davası açılmadı.

- Melda Yılmaz’dan dünyaya gelen çocuğumu karım bir başkasından duydu. ’Böyle bir şey var mı?’ dedi ben de ’Evet’ dedim. Eşim ve 2 çocuğumla Ataköy’de yaşıyorum, Melda Hanım ise Anadolu Yakası’nda. İki evde birden yaşayamazsınız. Bu benim için kapanmaya yüz tutmuş bir yara. Şimdi gündeme getirilip bu yara kanatılıyor. Karım için kolay kabullenilecek bir durum değil.

- İmam nikahı yaptığımız doğrudur, imam nikahını çocuk dünyaya gelmeden kıydık, ama Bodrum’da yaşadığımız külliyen yalan. Burada sorumlu benim, suçlu atfedilecekse benim.

- Kimse başıma silah dayamadı pişmanlık gibi duygularım yok. Yaşandı ve bitti. Ben evime döndüm. Bu olayda ceza kesilecek biri varsa da o sadece benim. Bu olayı karımdan olan çocuklarıma bir uzman yardımıyla anlatmayı düşünüyorum. Ortaya çıktığında üzerimde ’mahalle baskısı ’olsun istemem. Tek amacım çocuklarımı zararsız bir şekilde bu olaydan kurtarabilmek. (Zehra Çengil /VATAN)
Evli sunucu sevgilisine imam nikahı kıymış

Tüh yine rezil olduk


Avşar'ın dün akşamki konukları yakında vizyona girecek bir yerli Sinema filminin oyuncularıydı. 'Gelecekten Bir Gün' filminin oyuncuları Rasim Öztekin, Hayrettin Karaoğuz ve Hande Subaşı'nı ağırlayan Avşar yine dersine iyi çalışmamış. Filmin başrolünde oynayan Hayrettin Karaoğuz'u daha yakından tanımak isteyen Avşar konuğu hakkında ilk bilmesi gereken şeyi bilmediğini gösterdi.

Hayrettin Karaoğuz internet üzerinden şöhrete kavuşan bir oyuncu. Issız Adam filmini tiye alan Kızsız Adam adlı kısa filmde 'Kızsız Adam'ı oynayan Karaoğuz milyonlarca insan tarafından izlenmişti. Film kısa sürede Karaoğuz'a şöhretin kapılarını aralamıştı.

Avşar Karaoğuz'a oyunculuk geçmişini sordu ve olanlar oldu. Karaoğuz Kızsız Adam'dan söz etmeye başladı ve Avşar'ın anlamsız bakışları karşısında çaresiz kaldı.


RUHİ SU'DAN SONRA BU DA OLDU!
Hayrettin Karaoğuz: Issız Adam'la dalga geçen Kızsız Adam'la başladı aslında süreç. Filmi internete koyunca oldu.

Hüyla Avşar: İnternette ne oldu, internette film mi yaptın?
Hayrettin Karaoğuz: O kısa film işte, 'Kızsız Adam'ı...

Hülya Avşar: Kızsız Adam mı nasıl yani?

Hayrettin Karaoğuz: Nasıl hala mı haberin yok! Ne yaptınız ya?

Hülya Avşar: Hayır bilmiyorum. Nedir sahiden?

Rasim Öztekin: Bir Ruhi Su bir de sen Hayrettin!

Hayrettin Karaoğuz: Evet bir de ben!

Hülya Avşar: Tüh tüh! İnternet mi?

Hayrettin Karaoğuz: 'Hülya Avşar Soruyor' programı burası değil mi?

Hülya Avşar: Ben onun internetten çıktığını bilmiyordum. Sinemalarda oynuyordu işte...

Rasim Öztekin: Yok canım ne interneti çocuk sokak sokak dolaşıp Kızsız Adam'ı oynadı. Hayrettin'in sana anlatamasa da ('Sen bilmesen de' demek istiyor!) çok başarılı bir geçmişi var.
Hülya Avşar: Yok ben Issız Adam'a gittim sinemaya zaten. Ama Kızsız Adam'a gidemedim diye üzülüyordum. Ha bu bilgisayarda oynamış. Aaa rezil oldum yine gazetelere... (Bunun bir kısa film olduğunu ve sinemalarda gösterime girmeyip internet üzerinden izlendiğini tam olarak şu anda kavramış vaziyette!)

Tüh yine rezil olduk

Dünyanın gözü önünde vahşet



Denizin kıpkırmızı görünmesinin sebebi doğal iklim değişiklikleri değil; Dehşet veren bu manzaranın sebebi ‘medeni insanların’ Calderon cinsi yunuslardan yüzlercesini aynı anda katletmesi…
Danimarka, Faroe Adaları’nda her yıl gerçekleşen bu katliamın başrolünde yetişkin olduklarını ispatlamaya çalışan yerli gençler var. Öldürerek ya da seyirci olarak, bölgedeki tüm halkın bir şekilde dahil olduğu bu vahşeti dünya ise görmemezlikten geliyor.

Calderon yunuslarının da diğer yunus türleri gibi insan canlısı olduğu ve çekinmeden insanlara yaklaştığı biliniyor. Böylece çekinmeden ölümlerine yüzen yunusların vücutlarına derin kesikler açılıyor ve kendi kanlarında boğulmaları için bırakılıyor.
Dünyanın gözü önünde vahşet

Amerikalılar Sinem in aşk şarkısı ile uçuyor


ABD’de yaşayan ödüllü sanatçı Sinem Saniye’nin, "A Certain Kind Of Lovely" şarkısı, Amerikan’ın en önemli havayolu şirketlerinden biri olan Delta Hava Yollarının iç hatlarında seyahat eden yolculara çalınıyor. Delta Hava Yolları’nın yolcularına seyahat esnasında okumaları için dağıttığı yüksek tirajlı dergisinde de ayrıca Sinem ve şarkısına yer veriliyor. Sinem’in "A Certain Kind Of Lovely" şarkısı daha önce Avustralya uluslararası beste yarışmasında da dereceye girmişti.
Konuyla ilgil ANKA’ya görüşlerini aktaran Sinem, "Delta Hava Yolları, yolcularının Sevgiler gününü kutlamak için, Şubat ayı sonuna kadar daha az tanınmış sanatçılardan aşk’la ilgili olan parçaları çalmaya kararını aldı. Bu haberi duyunca, Delta Havayollarına "Are We In Love" ve "A Certain Kind Of Lovely" parçalarımı gönderdim . Aslında, "Are We In Love" parçamda şarkını isminde "Aşk" geçtiği için, bu parçayı seçebilirler diye düşünmüştüm. Onun yerine diğerini, "A Certain Kind Of Lovely" seçtiler. Güzel bir sürpriz oldu, çünkü aslında hiç birini de seçmemiş olabilirlerdi. Parçam Delta hava yollarında çalınacak olması beni çok mutlu ediyor. Umarım ilerde böyle daha çok fırsatım olur, daha çok hava yollarında müziğim bulunur. Delta Havayollarında Amerikalı yolcuların benim şarkımı dinleyerek uçacak olması gerçekten çok gurur verici bir şey. Aslında bana sorarsanız gönlümden geçen Türk Hava Yollarında çalınması, o daha da gurur verici olur benim için" dedi.
-SİNEM’İN Aşk ŞARKISININ KLİBİ YUNANLI RAKİBİNİNE FİNALDE FARK ATMIŞTI-
ABD’de geçtiğimiz ay İndi TV ‘nin Müzik klibi yarışmasında finale kalan Sinem Saniye’nin , "Are We In Love" şarkısı Yunanlı Phoenix Reigin grubunun "Constantinepole 1453" isimli Türkleri karalayan, politik şarkısına karşı, internet yoluyla yapılan oylasmada başta Türkiye olmak üzere Dünyanın dört bir tarafından gelen Türklerin oylarıyla Yunanlı rakibine büyük fark atmıştı.
Amerikalılar Sinem'in aşk şarkısı ile uçuyor

Kalça çıkığına neden olan yanlış uygulamalar


Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.

Dr. Emre Çullu, yeni doğan bebeklere yönelik yanlış uygulamaların kalça çıkığına neden olacağını ve çocuğun sakat kalmasına yol açacağını söyledi.

Prof. Dr. Çullu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğuştan kalça çıkığının, hayatın ilk haftalarında ortaya çıkan bir sorun olduğunu belirterek, doğum sırasında bebeğin kalçalarının çıkığa eğilimli olduğunu, doktorların yaptığı yanlış uygulamaların, kalçaları çıkık hale getirdiğini öne sürdü.

Bu sorunu artık doğumsal değil, gelişimsel kalça çıkığı olarak adlandırdıklarını ifade eden Çullu, kalçayı çıkık hale getiren yanlış uygulamaların başında kundak yapmak ve çocuğu ayaklarından tutup baş aşağı sallamak olduğunu söyledi.

Çocukların kundağa sarıldığı toplumlarda, kalça çıkığı görülme sıklığının fazla olduğunu ifade eden Çullu, şöyle konuştu: "Anne karnında kolları ve bacakları kıvrık duran bebeğin bir süre daha bu pozisyonu koruması, doğanın gereğidir. Bunun aksine, kalça ve dizleri zorla düzeltilerek sıkıca kundağa sarılmış bebeklerde kalçalar çıkığa eğilimli hale getirilmektedir. Çukuru henüz tam gelişmemiş yeni doğan bebeğin, bu zorlamalar nedeniyle kalçası çıkabilmektedir. Çünkü her ne kadar doğuştan desek de bebeklerimizin kalçaları doğuştan çıkık değildir. İlk haftalarda yapılan yanlışlar sonucu çıkmaktadır. Bu hastalığın görülme sıklığı binde 1-2 civarındadır. Bu hiç de azımsanmayacak bir orandır.

Doğuma hazırlanan annenin gevşeyen bağ dokuları anne karnındaki bebeğin bağ dokularının da gevşemesine neden olmaktadır. Bu durum bebeği doğumdan sonraki ilk haftalarda kalça çıkığına eğilimli hale getirmektedir. Bu aşamada bebeğe yapılan yanlış uygulamalar kalça çıkığı riskini artırır."
-NASIL FARK EDİLİR?-
Anne ve babaların yeni doğan bebeklerin çok iyi gözlemlemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Çullu, ailelerin bebeğin kalça ve uyluklarındaki kıvrımlara dikkat etmesinin önemine değindi. Çullu, şöyle devam etti: "Sağ ve soldaki kıvrımlar eşit yerde ve sayıda olmalıdır. Eğer bir eşitsizlik varsa kalça çıkığı olma olasılığı yüksektir. Bu kıvrımlardaki eşitsizlik mutlaka kalçanın çıkık olduğu anlamına gelmez. Fakat çok önemli bir uyarıdır. Kalçaların birinin veya ikisinin bebeğin altını değiştirirken yeterince açılmaması da çok önemli bir belirtidir. Bu belirtiler aileleri uyarmalı ve bir doktora başvurmaları gerektiğini hatırlatmalıdır." Kalçası çıkık bebeklerin normal bebeklere oranla daha geç yürüdüğünü, yürümede gecikme veya daha kötüsü topallayarak yürümenin kalça çıkığı belirtisi olabileceğini ifade eden Çullu, "Çıkık kalçayla topallayarak yürüyen bebeklerin tanısını koymak çok kolaydır. Fakat çok geç kalınmıştır. Günümüzde ultrason, kalça çıkığının erken saptanmasında çok önemli bir yardımcı tanı aracıdır" diye konuştu.

-"ERKEN TANIDA tedavi KOLAY"-
ADÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Çullu, gerek muayene, gerekse ultrason sayesinde ilk 3-4 ay içerisinde erken tanı konmuş bebeklerde kalça çıkığının basitçe halledilebildiğini ve bebeğin ömrünü sağlıklı olarak sürdürebileceğini dile getirerek, şöyle konuştu: "Ultrason, henüz kalça topuzu ve çukuru kıkırdak iken kalçada olası bir çıkık veya gevşekliğin erkenden saptanmasını sağlıyor ve erken tedaviye olanak tanıyor. Çünkü bu yaşlarda basit sargılar ve cihazlar, kalça çıkığının yerine konmasında ve normal gelişmesinde yeterli olmaktadır. Altı aydan sonra çıkmış kalçanın kendiliğinden yerine girmesi mümkün olmadığından, ameliyat ile tedavi gerekmektedir. Tanı konma yaşı geciktikçe ameliyat ağırlaşmakta, ameliyat sonrası normal bir kalçanın gelişme olasılığı azalmaktadır. On sekiz aylığı geçtikten sonra bebeğin kalçasını yerine yerleştirmek yetmemekte, çukuru oluşturma amacıyla ağır kemik ameliyatları da gerekmektedir." ADÜ’de 9 yıl önce başlattıkları bir uygulamayla hastanelerinde doğan her bebeğin kalçasına 4 ve 6. haftasında ultrason kontrolü yapılmak üzere gün verdiklerini ve bu protokole uyan hiç bir bebeğin kalça çıkığı sorunu yaşamadığını vurgulayan Prof. Dr. Çullu, bunun her ilde ve her bebeğe yapılması gerektiğini ifade etti.
Kalça çıkığına neden olan yanlış uygulamalar